KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/13800 E., 2010/5642 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
611 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.05.2008 tarih ve 2007/152-2008/325 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesabından 02.11.2006 tarihinde internet yolu ile yapılan işlemler sonucu 14.600,00 YTL’sinin alınmış olduğunu, davalı bankanın güvenlik sisteminin gerekli niteliklere sahip olmaması nedeniyle müvekkilinin hesabından bu işlemlerin yapılabildiğini, davalı bankaya yapılan başvurunun bankanın bir sorumluluğu olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini ileri sürerek, müvekkiline ait hesaptan çekilen 14.600,00 YTL’nin davalıdan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait şifrelerin müvekkili bankanın sisteminden ele geçirilmesinin sözkonusu olmadığını, internet bankacılığı kullanım esasları ve güvenliğine dair gerekli uyarıların yapıldığını, davaya konu işlemlerin davacıya ait şifreler kullanılarak gerçekleştirilmiş olduğunu, davacının şifrelerini korumak için gerekli güvenlik tedbirlerini almadığını, olayda müvekkili bankanın kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, olayda davacının şifre, kod ve parolasının davacının bilgisayar kayıtlarından temin edilerek üçüncü şahıslar tarafından banka hesabına girilerek tahsilat yapıldığı, davalı bankanın ise tek kullanımlık şifre uygulaması zorunluluğu getirmesi mümkün iken bunu yerine getirmediğinden kısmen kusurlu olduğu, bu durumda olayda davacının ¾, davalının ise ¼ oranında kusurlu bulundukları, davalı bankanın kusur oranına isabet eden miktardan sorumlu tutulabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 3.650,00 YTL’nin faiziyle birlikte davalıdan alınmasına, fazlaya ait istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı banka nezdinde açılmış davacıya ait hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece, davaya konu havale işleminin davacıya ait kişisel bilgilerin davacının bilgisayar kayıtlarından temin edilerek üçüncü şahıslar tarafından banka hesabına girilmesi sonucu gerçekleştirilmiş olduğu sonucuna varılarak, olayda davacı ¾ oranında kusurlu kabul edilmiş ve yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi).
Bu tanımlamaya göre mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.BK’nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur.Aynı Yasa’nın 472/1 nci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.Bu açıdan değerlendirildiğinde usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup,
mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda, davacının davaya konu internet yolu ile yapılan işlemler sırasında kullanılan şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının kusuru ile ele geçirildiğinin kanıtlanamamış olması karşısında davacının hesabından bilgisi ve rızası dışında çekilen paradan hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmeyen, bunların kullanımını müşterileri için zorunlu hale getirmeyen davalı bankanın tamamen sorumlu tutulması gerekirken, davacının kusurlu olduğundan bahisle yazılı şekilde kusur paylaşımı yapılarak buna göre hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; bozma neden ve şekline göre davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/13800, K. 2010/5642, 20 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama