KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/13804 E., 2010/5697 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
423 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.07.2008 tarih ve 2007/891 - 2008/424 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin kuruluşu için zorunlu olan beşinci kişiyi tamamlamak için askerdeyken icbar edilerek vekaletname verdiğini, şirketin hiçbir muamelesinde imzasının olmadığını, adına atılan imzaların sahte olduğunu, şirket ile herhangi bir ilişkisinin ve sorumluluğunun bulunmadığını, tüm kararların gıyabında alındığını, askerde olduğu dönemde yönetim kurulu üyesi seçildiğini, ortak olarak pay almadığını, vergi doğuran muamelelerden haberdar olmadığını ileri sürerek, yönetim kurulu üyesi, gerçek ortak, vergi mükellefi, mesuliyeti ve kusuru olmadığının tespitini talep etmiştir.
Davalı şirkete yapılan usulüne uygun tebligata rağmen cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, davacı tarafından her ne kadar şirketin ortağı olmadığının ve diğer taleplerinin tespiti talep edilmiş ise de, kendi rızası ile şirketin 5. ortağı olmayı kabul ederek bu yönde vekalet sunduğu, bu durumda davacının şirket ortaklığından ayrılma talep edebileceği, usulüne uygun prosedürlerin ikmali sonrası devir yolunu seçebileceği, eda davasına konu edilmesi gereken hususların tespit davasına konu edilmesi söz konusu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekili, davacının yönetim kurulu üyesi olmadığının tespitine karar verilmesini de talep etmiştir. Yönetim kurulu üyelerinin yaptıkları işlemlerden şahsi sorumluluk halleri Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiş olup, yönetim kurulu üyeliğine seçiminde sahtelik olduğunu ve yönetim kurulu üyesi olmadığını iddia eden davacının böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmaktadır.
Bu nedenle davacının bu konudaki iddiaları kapsamında tüm delilleri toplanarak ana sözleşme aslı 20.09.1999 tarih 1 nolu yönetim kurulu karar ve imza sirküleri asılları da getirtilip davacının yönetim kurulu üyeliği sıfatını ne şekilde aldığı, bir sahtelik bulunup bulunmadığı incelenip tartışılmak, irdelenmek suretiyle sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, özellikle davacının davalı şirkete ortak olduğu hususu üzerinde durularak yazılı gerekçeyle yönetim kurulu üyesi olmadığını tespiti davasının da reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiş hükmün davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/13804, K. 2010/5697, 21 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama