KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/4483 E., 2010/537 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
542 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/12/2007 tarih ve 2006/617-2007/574 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.01.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalılar avukatı Özgü Kurşun gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı limited şirketin karı, koca ve bunların tam ehliyetli iki çocuklarından oluşan 4 ortaklı bir şirket olduğu, davacı ...'in ortaklıktaki payının % 20 olduğu, limited şirket ortaklarından davalı ... ile müvekkilinin arasındaki evlilik birliğinde ihtilaf çıktığını ve davacı tarafından boşanma davası açıldığını, ayrıca davalı koca Yusuf aleyhine evde şiddet uygulaması nedeniyle ceza davası açılıp fiilin sabit olduğunu, söz konusu boşanma davası nedeniyle müşterek çocuklardan % 10 paya sahip şirket ortağı ...'nin anne yanında, Batu'nun ise baba yanında yer aldığını,
limited şirket ortakları arasında ihtilaf çıktığı ve ortaklar kurulunun toplanma olanağının fiilen ortadan kalktığını, davalı şirketin % 60 payına sahip olan kocanın aynı zamanda şirket müdürü olup, anasözleşmenin (9). maddesi gereği şirketi tek başına temsile ve ilzama yetkili olduğu,
şirket ortaklar kurulunun fiilen toplanmamasına rağmen şirket müdürü Yusuf tarafından 02.08.2006 tarihinde ortaklar kurulunun toplandığı ve imzalanması gerektiğinin müvekkiline taahhütlü mektupla bildirildiğini, söz konusu toplantıda şirket sermayesinin artırılması ve şirketin anonim şirkete dönüşmesi gibi çok önemli kararların alındığını, öte yandan davalı ...'un kardeşi ...'in kızı ...'le birlikte müvekkilinin pay sahibi olduğu şirketle aynı amaçları gerçekleştirmek amacıyla "...
Rulman ve Sızdırmazlık Elemanları Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti"ni kurduğunu, davalı şirket mallarının bu şirkete nakledilebileceğini ileri sürerek şirket anasözleşmesine aykırı davranışları olan davalı şirket müdürünün azli ile şirkete kayyum tayin edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalının yönetim yetkisini kötüye kullandığı yolunda dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı gibi, şirketin devamlı bir kayyım tarafından temsili ve işleminin yürütülmesinin de limited şirket yapı ve felsefesine uymadığı, davacının iddialarını kanıtlamayamadığı gibi bu davayı açmakta haklı bir yararının da görülmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, davalı gerçek kişinin davalı limited şirket müdürlüğünden azli ile şirkete kayyım atanması istemine ilişkindir.
Dava dilekçesinde davalı şirket müdürünün kardeşi olan ...'in 21.12.2005 tarihinde kızı ... ile beraber davalı şirketle aynı iştigal konularında faaliyette bulunan "... Rulman ve Sızdırmazlık Elemanları Otomotiv Sanayi ve Tic. Ltd.
Şti."ni kurduğu, davacının pay sahibi olduğu şirket mal varlığının yeni kurulan şirkete nakledilebileceği ileri sürülmüş olduğuna göre davalının müdürlük yetkisini kötüye kullanıp kullanmadığı, şirkete ait varlıkları kaçırıp kaçırmadığı ancak davalı şirketin defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bir incelemeyle belirlenebilir.
Bu durumda mahkemece, davacı iddialarının karşılanabilmesi açısından davalı şirket defter ve kayıtlarının incelenmesi suretiyle hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde noksan inceleme sonucu karar verilmesi doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/4483, K. 2010/537, 19 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama