KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/4748 E., 2010/841 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
363 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Lüleburgaz 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.11.2007 tarih ve 2005/352 - 2007/396 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.01.2010 gününde davacı avukatı ... gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında hizmet sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşme kapsamında davalının işçi çalıştırdığını, davalının işçilerinden ...'ın iş kazası geçirerek yaralandığını, müvekkili aleyhine açılan dava neticesinde hüküm altına alınan miktarı müvekkilinin ödediğini, zarardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 45.451 TL'nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iş kazasına uğrayan işçinin davacının işçisi olduğunu, müvekkilinin sorumluluğu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, iş kazasına uğrayan işçinin davalı müteahhidin işçisi olduğu, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca işçiye ödenen tazminattan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 74. maddesinde Hakimin, her iki tarafın iddia ve müdafaası ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremeyeceği düzenlenmiş olup, talepten noksan ile hüküm caiz ise de, talep konusu kalemlerden hangilerinin reddedildiğinin gerekçede tereddüte mahal bırakmayacak şekilde açıklanmış olması gerekmektedir.
Somut olayda davacı vekili 01.02.2006 ve 14.02.2006 tarihlerinde iki dava daha açmış olup, bu dava ile birleştirilmiştir. Anılan bu davalara ilişkin taleplerinde incelenerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde birleşen davalar hakkında hüküm kurulmaması doğru görülmemiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/4748, K. 2010/841, 26 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama