KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/7884 E., 2010/3509 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mart 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
876 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.01.2008 tarih ve 2002/267-2008/10 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı ve karşı davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 30.03.2010 gününde davacı - karşı davalı Avukatı ...ile davalı - karşı davacı Avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 5 nci sınıfta ilaçlar için tescilli ... ve ... markalarının tescil sahibi olduğunu, davalının iltibas yaratan “...” markasını ürettiği ve sattığı ilaçlarda tescilsiz olarak kullandığını ileri sürerek davalının bu kullanımının davacının marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitini, durdurulmasını, davalının bu ibareli ürünleri ve araç, gereçlerin toplatılmasını, ilan, broşür ve iş evrakı üzerinde bu ibarenin kullanılmasının önlenmesini, silinebilenlerin silinmesini, silinemeyenlerin imha edilmesini, haksız rekabetin önlenmesini ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının “...” ibareli markasının, ilacın etken maddesi olan “PANTOPROZOL” isminden türetildiğini, marka olarak tescil edilemeyeceğini, Sağlık Bakanlığı’nın davalıya marka olarak tescil ettirmemesi koşulu ile “...” ibareli ürün üretimi ve satımı için ruhsat verdiğini, davacının tescilinin kötüniyetli olduğunu ve hiç kullanmadığını savunarak, davanın reddini istemiş, karşı dava açarak, davalının kötüniyetle tescil ettirdiği ve anılan etken maddeden türetilmiş “...TA”, “PANTACTA”, “PANTO” “PANTOLOC”, “PANTPAS”, “PANTURKAC”, PANTURK”, “...” ve “...” markalarının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, karşı davanın konusu olan markalardan “...” ve “...” dışında kalan markaların asıl davanın konusu tecavüz iddiası ile bağlantısı bulunmadığından, bu markalar ile ilgili karşı davanın ayrılmasına karar verildiği, karşı davada 555 sayılı KHK’nin 14 7/1-c maddelerine dayanıldığı, karşı dava tarihine kadar 5 yıl geçmeden karşı dava açılmakla “...” ve “...” markalarının, 14 ncü maddeye dayalı hükümsüzlük isteminin reddi gerektiği, 7/1-c maddesine dayalı hükümsüzlük kurallarının da oluşmadığı,
asıl dava bakımından markaya tecavüz oluştuğu, zira, görsel ve işitsel olarak ibarelerin benzer olduğu, ürünlerin aynı olduğu, iltibas olasılığın güçlü olduğu aksi yöndeki bilirkişi raporuna itibar edilmediği, 9/1-6 koşullarının asıl davacı lehine oluştuğu, davalının ilaç ruhsatı almasının davacının izni dışında oluştuğundan tecavüzün oluştuğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, karşı davanın iki marka yönünden reddine, ayırma kararı verilen diğer markalar yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Asıl dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, ürünlerin ve araç gereçlerin toplatılması, tanıtım vasıtalarında anılan ibarenin kullanılmasının önlenmesi, silinebilenlerin silinmesi, silinemeyenlerin imhası, haksız rekabetin önlenmesi ve hükmün ilanı istemlerine; karşı dava, markaların hükümsüzlük istemine ilişkindir.
Davacının asıl davada dayandığı “...” ve “...” markalarının 556 sayılı KHK'nin 14 ncü ve 7/1-c maddelerine dayalı hükümsüzlüğünü karşı dava konusu yapan ... İlaç A.Ş., iş bu dava sırasında “...” markasının anılan 14 ncü maddeye dayalı hükümsüzlüğü için 31.10.2003 tarihinde aynı mahkemenin 2003/1182 esasına dava açmış olup, yine iş bu dava sırasında 27.12.2006 tarihinde kesinleşen ilam ile o davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karşı davacı aynı şirket, “...” markasının aynı nedenle hükümsüzlüğü için 03.07.2003 tarihinde aynı mahkemenin 2003/817 esasına açtığı dava işbu dava sırasında 21.12.2006 tarihinde davanın reddi ile sonuçlanmış olup, temyiz dilekçesine göre o karar temyiz edilmiş ve henüz kesinleşmemiştir.
Karşı davacı vekili, iş bu davada 1.12.2003 tarihli dilekçesinde ve iş bu davanın sonuçlanmadığı 29.01.2008 tarihine kadar sunduğu pek çok dilekçelerde ve duruşma tutanaklarına geçen beyanlarında 2003/817 esas ve 2003/1182 esas sayılı hükümsüzlük davalarının sonuçlarının beklenilmesi ya da işbu dava ile birleştirilmesi talep edilmiş, asıl davacı-karşı davalı vekili aksi yöndeki dilekçeler vermiş ve beyanlarda bulunmuştur.
Mahkemece 19.04.2006 tarihli oturumda alınan 7 nolu ara kararda, “işbu davada markaya tecavüzün tespiti yanı sıra tecavüzün men’i ve önlenmesi de istenmiş olup, mahkememizin 2003/817 ve 2003/1182 sayılı dosyalarının bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı hususunun davacı vekili tarafından bu konuda dilekçe verilmesinden sonra düşünülmesine” karar verilmiştir.
Anılan dosyalar getirilmiş, incelenmiş olup, derdest olduğu 11.11.2004 duruşmada zapta geçirilmiş, birleştirme ve bekletici mesele talepleri incelemeye alınmıştır.
Asıl davacı vekili 11.07.2006 tarihli dilekçesinde 19.04.2006 tarihli ara karar uyarınca açıklama yapmış olup, asıl dava dilekçesindeki talep kısmını değiştirdiklerini ve değiştirilen şekilde talebi hasrettiklerini ve bu yeni talep yönünde karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davacının anılan bu dilekçesinde açıklanan talebinin ele alınması ve araştırılması gerekirken, asıl dava dilekçesindeki istemleri çerçevesinde asıl davanın ele alınıp sonuçlandırılmış olması eksik incelemeye davalı olup, hükmün bu nedenle asıl davada davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Öte yandan kabule göre, o davalarda verilen kararların 556 sayılı KHK’nin 44 ncü maddesi karşısında ele alınıp, o kararların işbu asıl dava konusu istemler yönünden davacının anılan markalarının korunmasından yararlanma olanağını kaldırıp kaldırmadığı ve karşı dava konusu istemlerden “...” markasının 14 ncü maddeye dayalı hükümsüzlük istemini konusuz bırakıp bırakmadığı üzerinde durulması, tartışılması gerekirken, bu yönden de eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi de doğru olmamış, hükmün asıl davada davalı-karşı davada davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/7884, K. 2010/3509, 30 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama