KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/8878 E., 2010/4659 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
569 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.03.2008 tarih ve 2006/723 - 2008/165 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 27.04.2010 gününde davacı vekili Av.... ile davalılar Halk Bankası A.Ş. vekili Av. ... ve TMSF vekili Av....gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Pamukbank A.Ş.’nin Sirkeci Şubesi’nde 06.07.1998 tarihinde 112.967.006.690.-TL yatırarak vadeli mevduat hesabı açtırdığını, hesaptaki paranın işlemiş faiziyle birlikte ödenmesi için Halk Bankası A.Ş.’ne yapılan müracaatın “Pamukbank A.Ş’nin aktif ve pasifiyle birlikte TMSF’na devredildiği” gerekçesiyle kabul edilmediğini, davalı TMSF’nun da müvekkiline bir cevap vermediğini ileri sürerek, davacıya ait vadeli hesaptaki paranın işlemiş ve işleyecek bileşik faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, dava konusu hesabın ... adına 06.07.1998 tarihinde 90.001.766.688.-TL olarak açıldığını, ... adına kayıtlı olan hesaptaki paraların 02.11.1998 tarihinde adı geçenin sahibi ve yönetim kurulu başkanı olduğu Detaş Dış Tic.A.Ş.’nin vadesiz mevduat hesabına, bu hesaptan da aynı tarihte Detaş Dış Tic.A.Ş.’nin yatırım hesabına geçilerek repo yapıldığını, davacının yönetim kurulu başkanı olduğu şirketlerin mevduat ve yatırım hesapları ile ilgili 8 yıldan beri bir mutabakatsızlık veya hak iddiasında bulunulmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının dava dışı Detaş Dış Tic.A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanı ve bu şirketi temsil ve ilzama yetkili kişisi olduğu, bu yetkiye dayanarak şirketin bankadaki mevduat hesaplarında çeşitli talimatlara bağlı havale işlemleri yapmış olup, aradaki repo işlemlerine dayalı olarak bankada alacak kaydı kalmadığı, davacı taraf tediye ve tahsil fişlerindeki imzanın kendisine ait olmadığı itirazında bulunmuş ise de, işlemlerin yapıldığı tarih ve dava tarihi arasında geçen sürede yapılan işlemlere icazet vermiş durumda olduğu, davacının dava konusu hesaplarla yapılan tüm işlemlerden bilgi sahibi olduğu sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki (2) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekili 13.11.2006 tarihinde harçlandırılan dava dilekçesi ile, müvekkiline ait vadeli mevduat hesabında bulunan 112.967.006.690 TL’nın dava tarihine kadar işlemiş ve işleyecek bileşik faiziyle birlikte tahsilini istemiş, 25.03.2008 tarihli dilekçe ile harca esas miktarın 1.329.358,68 YTL olduğunu belirterek noksan harcı ikmal etmiştir.
Mahkemece dava reddedilmiş olup, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3.kısmına göre davalılar vekilleri için 36.094 YTL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, takdire dayalı her hangi bir neden de gösterilmeden 9.678,02 YTL vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiş ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7.maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/8878, K. 2010/4659, 29 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama