KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/8928 E., 2010/482 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
479 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 4.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.04.2007 tarih ve 2007/300 - 2007/937 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı ...Tarım San.ve Tic.Ltd.Şti.’nin hisselerinin veraset yoluyla reşit olmayan oğlu ...’e intikali nedeniyle davalı ...’ın kayyım olarak atandığını; ancak, kayyımın şirket hisselerinin satışı konusunda görev ve yetkisi olmadığı halde oğluna ait hisselerin bir başkasına devredildiğini ileri sürerek, kayyım ...’ın görevine son verilmesine, şirket defterlerine el konulmasına ve hisse devir işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kayyım ..., şirket hissesinin devri konusunda mahkemeden izin alındığını, ...’in şirketteki hisselerinin mahkemeden alınan karar ve izine dayalı olarak devredildiğini, kayyımlık ve izin dilekçelerini verenin küçüğün velisi davacı ... olup yapılan işlemlere onay verdiğini, satış işlemlerinin iptali isteminin tarafına karşı değil, satış işlemine taraf olanlara karşı yöneltilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Müdahil ... vekili, müvekkilinin satış sözleşmesinin tarafı olması nedeniyle davaya müdahalesinin kabulü ile yapılan satış ve devir işlemlerinin yasaya uygun olduğunu, hisse devrinin davacının onayı ile gerçekleştirildiğini bildirerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairemizce davada aile mahkemesini görevli olmadığı gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyularak dosyanın intikal ettirildiği sulh mahkemesince yapılan yargılama sonunda, bilirkişi incelemesi yaptırılması için gerekli giderlerin yatırılması için davacı tarafa verilen kesin süreye uyulmadığından davacı iddialarının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kayyım olarak atanan davalının kayyımlık görevinin kaldırılması ve limited şirket hisse devrinin iptali istemlerine ilişkindir.
HUMK'nun 163. maddesine göre, kanunun tayin ettiği müddetler kesin olduğu halde, hâkimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Hâkim kendi tayin etmiş olduğu bir süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra tarafa isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim tayin ettiği bir sürenin kesin olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede ara kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 25.09.2003 tarihli oturumda bilirkişi incelemesi için gerekli giderlerin karşılanması için 20 günlük kesin süre verilmiş, ancak, bu süreye uyulmaması ve masrafın yatırılmamasının ne gibi sonuçlar doğuracağı davacı tarafa bildirilmemiştir. Bu celseyi takip eden oturumda da, davanın ispatlanmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda anılan ilkelere uygun şekilde ara kararı tesis edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde usulüne uygun düzenlenmeyen ara kararından davanın ispatlanmadığı sonucu çıkartılıp davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/8928, K. 2010/482, 18 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama