KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/9737 E., 2010/738 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
476 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/05/2008 tarih ve 2008/144-2008/189 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ortak olduğu şirketin davalı Bankadan orta vadeli özel KOBİ kredisi kullandığını, müvekkilinin de teminat maksatla ipotek verdiğini, vadesini beklemeden hesabın kat edildiğini, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğratıldığını, diğer davalının denetim görevini yapmadığını ileri sürerek, 10.000.00 YTL maddi ve 8.000.00 YTL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...Ş vekili, davada 1 ve 2 numaralı ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, davanın esastan reddinin gerektiğini savunmuştur.
Diğer davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın TTK ve Bankacılık Kanunundan kaynaklandığı, davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı, mahkemenin iş bölümü nedeni ile görevsiz olduğu gerekçesiyle görevsizliğine, görevli mahkemenin Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna, 5411 sayılı Bankacılık Kanunun geçici 13 ncü maddesi yollaması ile aynı Kanunun 142 nci maddesi uyarınca dosyanın Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesine tevzii edilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dava, davacı gerçek kişi tarafından davalı Banka ile Başbakanlık Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığına karşı asliye hukuk mahkemesinde açılmıştır. Davalı Banka vekili, uyuşmazlığın bankacılık mevzuatından kaynaklandığını açıklayarak, (1) ve (2) numaralı ticaret mahkemesinin görevli olduğunu savunmuştur. Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiştir. Davalılar vekilleri yasal sürede iş bölümü itirazında bulunmamıştır.
Bankacılık mevzuatı bakımından 5411 sayılı Yasa’nın aradığı koşullarda (1) ve (2) numaralı asliye ticaret mahkemesi ile diğer mahkemeler arasındaki ilişki, görev ilişkisidir. Somut olayda gerekçede her ne kadar iş bölümü itirazı ile görev itirazı karıştırılmış ise de, tesis edilen karar, bir görevsizlik kararıdır. Bu nedenle temyizi mümkün niteliktedir.
19.10.2005 tarihinde kabul edilip, 01.11.2005 tarihli ve 25983 mükerrer sayılı Resmi Gazete ile yayınlanan 5411 sayılı Bankalar Yasası’nın 142 nci maddesinde, Fon, Fon Bankalar ve faaliyet izni kaldırılan iflas ve tasfiye idareleri tarafından açılacak hukuk davalarına asliye ticaret mahkemesi tarafından bakılacağı ve o yerde birden fazla asliye ticaret mahkemesi bulunması halinde, bu davaların (1) ve (2) numaralı asliye ticaret mahkemesinde görüleceği hükme bağlanmıştır. Bahse konu Yasa maddesinde açıkça belirtildiği üzere, bu tür davaların (1) ve (2) numaralı asliye ticaret mahkemesinde görülebilmesi, fona devredilen bankalar ile fon ve bankaların iflas idareleri tarafından açılması koşuluna bağlanmıştır.
Somut olayda davacı gerçek kişi olup, 5411 sayılı Yasa’nın 142 nci maddesinde açıklanan tüzel kişiliklerden değildir. Bu durum karşısında, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/9737, K. 2010/738, 25 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama