KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/9883 E., 2010/1040 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Kayseri Asliye 3.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
417 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye 3.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.03.2008 tarih ve 2007/273-2008/129 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait tescilli Aygaz markası taşıyan tüplerin, bayii olmayan davalıya ait işyerinde elde edildiğini, davalının tüpleri haksız olarak elinde bulundurduğunu, bu hususun marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet olduğunu ileri sürerek, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine, 2.000 YTL manevi, şimdilik 100 YTL maddi tazminatın tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, manevi tazminat ve diğer fer’i istemlere ilişkin olup, mahkemece, BK’nun 49. maddesi uyarınca, hakimin özel durumları dikkate alarak hükmedeceği manevi tazminatın miktarı, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen dahi olsa telafi etmeye elverişli, makul ve adalete uygun olmalıdır. Somut olayda ise mahkemece davacı yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı, olayın meydana geldiği tarih, olayın oluş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alındığında, yukarıda açıklanan ilkelere uygun düşmemektedir. Bu durum karşısında mahkemece, davacı yararına daha ılımlı, adalete uygun ve makul bir manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Öte yandan, mahkemece, davalının davacıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunun tespit ve önlenmesine ve hükmedilen manevi tazminatın tahsiline karar verilmiştir. Davacı taraf her biri ayrı bir davaya konu olabilecek istemlerini tek bir dava içinde talep etmiştir.
Davacının davalıya karşı ileri sürebileceği farklı istemlerini bu şekilde tek bir davada isteyebilmesi mümkündür.Ayarıca, mahkemece davaya fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi sıfatıyla bakılmıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, davacı yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.’nin fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi için belirlediği maktu miktar üzerinden, kabul edilen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespit ve önlenmesi istemleri için ayrı, manevi tazminat istemi için ayrı olmak üzere toplam iki kez maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde tek maktu vekalet ücretine karar verilmesi dahi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/9883, K. 2010/1040, 1 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama