KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/9945 E., 2010/5201 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
946 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.01.2008 tarih ve 2007/17 - 2008/4 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.05.2010 gününde davacı avukatı... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “üç şerit” markasının 1949 yılından beri dünya çapında çok yoğun bir biçimde kullanılarak yüksek itibarlı dünya markası haline geldiğini, “üç şerit” markasının ayakkabılar ve diğer spor giyim ürünleri ve malzemeleri için TPE nezdinde tescilli olduğu gibi, “ayakkabı üzerinde üç şerit” şekil markasının ayakkabılar için 1968 yılından beri ayrıca tescilli olduğunu, ayrıca iki ve dört şeritli markalarında tescille korunduklarını, ADİDAS ürünlerinin tüm dünyada şeritleriyle tanındığını, davalının müvekkilinin “üç şerit” markası ile “iki şerit” ve “dört şerit” markalarını,
üretip pazarladığı spor ayakkabıları üzerinde müvekkili markalarına tecavüz eder mahiyette ve haksız rekabet yaratacak şekilde kullanıldığını ileri sürerek, davalının ürünleri üzerinde davacıya ait “iki şerit”, “üç şerit” ve “dört şerit” markaların kullanımının davacı markalarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, davalının ürünleri üzerinde “iki şerit” ve “dört şerit” markalarının kullanımının davacıya ait dünyaca tanınmış çok meşhur ve maruf “üç şerit” markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, davalının ürünlerinin tasarım,
dizayn ve diğer kamuoyuna sunuluş biçimleri itibarıyla müvekkili ürünleri ile iltibas ve davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, markaya tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine ve men’ine, 50.000 YTL manevi, 1.000 YTL maddi tazminat ile hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının davasını dayandırdığı “iki şerit” ve “dört şerit” markalarının hükümsüzlüğü için açılan derdest davaların sonucunun bekletici mesele yapılmasının gerektiğini, müvekkili şirket ürünlerinde kullanılan şeritlerin davacıya ait şeritlerle benzerliğinin bulunmadığını, müvekkili şirkete ait ayakkabılarda KİNETİX yazısının ayakkabının arkasında ve üzerinde, yine KİNETİX’in tescilli işaretinin ayakkabının yanında ve üzerinde açıkça yer aldığını, çok parçalı, çok şekilli, çok hareketli görünümün spor ayakkabıları için genel bir koncept olduğunu, dört veya iki şeritten oluşan bir şeklin anonim bir şekil olup,
ayırt edicilik vasfının mevcut olmadığını, müvekkili adına tescilli olan KİNETİX marka ve logosunun Türkiye dışında bir çok ülkede de marka tescili almış, Türkiye’nin tanınmış markalarından olduğunu, ayakkabı modellerinin de büyük farklılıklar gösterdiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine dair verilen karar, Dairemizin 16/05/2006 tarih ve 2005/3422 esas sayılı kararı ile bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak, diğer hususlar bozma kapsamı dışında kaldığından incelemenin haksız rekabete göre yapıldığı, dava konusu davalı Kinetix'in Delta isimli modeli ile Adidas'ın Tennis adlı modeli, Kınetix'in Jawa adlı modeli ile Adidas'ın Poseidon modeli, Kınetix Canyon ile Adidas Resparse TR 4 W modelinin neredeyse ayırt edilmeyecek derecede benzer olduğu,
Adidas’ın yoğun sıklıkla kullandığı şeritlerin yanı sıra diğer görsel unsurlar, dizayn ve renklerin aşırı şekilde benzer kullanıldığından ayakkabının bıraktığı genel görsel izlenim neredeyse ayniyet düzeyinde benzer olduğundan tüketicinin ürünün orijinini karıştırma ihtimalinin yüksek olduğu,
tüketicinin markayı farketmesi halinde dahi tanınmış Adidas modeliyle aynı olması nedeniyle ürünü tercih edeceğinden her durumda davacının modelinin tanınmışlığından haksız kazanç sağlanması durumunun söz konusu olacağı, bu nedenle haksız rekabet durumunun belirtilen modeller yönünden gerçekleştiği, talep edilen maddi tazminat miktarının kullanılan modellerin tanınmışlığı ve kullanılan ürün ve firmaların durumuna göre makul olup davalının modellerinin haksız ve yasaya aykırı olarak kullanımı nedeniyle manevi tazminat koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle takdiren 1.000 YTL maddi ve 15.000 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsiline,
diğer taleplerin reddine, hüküm özetinin kararın kesinleşmesinden sonra yüksek trajlı bir gazetede bir kez ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin 2 ve 3 no'lu bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacının tescilli şekil markalarının, davalı tarafından üretilen spor ayakkabılarında davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturacak şekilde kullanıldığı iddiasına dayalı olarak açılmış, haksız rekabetin ve markaya tecavüzün önlenmesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair karar Dairemizin 16.05.2006 tarihli kararı ile davalı tarafından üretilen bir kısım ayakkabı modellerinin davacı tarafından üretilen Adidas markalı spor ayakkabılarıyla ayniyet derecesinde benzediği iddia edildiğine göre, taraf ürünleri karşılaştırılarak,
iddianın haksız rekabet hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak davacı vekili tarafından sunulan ayakkabı modelleri incelenmek suretiyle, davacıya ait üç adet ayakkabı modelinin ayırt edilemeyecek derece benzer olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa dava dilekçesinde, hangi ayakkabı modellerinin benzer olduğu hususu dilekçenin 4. sayfasında 5 bent halinde açıkça belirtilmiş olup, mahkemenin hangi modeller üzerinde inceleme yaptığı açık olmadığı gibi benzerliği kabul edilmeyen modellerin neden benzer bulunmadığı da açıklanmamıştır.
Bu itibarla mahkemece, dava dilekçesinin 4. sayfasında özgün olduğu için korunmaya değer olduğu iddia edilen modellerin, konusunda uzman bilirkişi heyeti tarafından incelenmek suretiyle yukarıda açıklanan şekilde korumaya değer olup olmadıklarının belirlenmesi ile ayakkabı modelleri yönünden haksız rekabetin varlığının değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın taraflar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tazminat yönünden ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/9945, K. 2010/5201, 11 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama