KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/10532 E., 2011/3426 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mart 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
408 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.12.2008 tarih ve 2007/978-2008/1695 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada bulunan hesabından 22.11.2006 tarihinde tek işlemle 5.805,50 TL'nın İnternet vasıtasıyla başka hesaba aktarıldığını,davalı bankanın İnternet vasıtasıyla yapılan işlemlerde müşterilerin haklarını koruyucu tedbir almaması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, 5.805,50 TL'nın 22.11.2006 tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmede güvenlik hususunda davacının uyarıldığını,söz konusu havale işleminden dolayı sorumlu olmadıklarını,davacının kusurlu hareketi bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının kendisine verilen kullanıcı bilgileriyle İnternet hizmetinden yararlandığı,bu şifreler kullanılmadan sisteme girilemeyeceği,buna rağmen sisteme girilerek 3.kişiye havale yapıldığı, davacının kullanıcı bilgilerini özenle saklama yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle,davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir
Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
BK'nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 372/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda, davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır. Tüm kusur davalı bankada olduğu halde yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış,kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/10532, K. 2011/3426, 28 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama