KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/11526 E., 2011/4281 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
439 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 01.06.2009 tarih ve 2008/591 - 2009/429 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Banka'nın Esentepe Şubesi'nin müşterisi olduğunu, hesabıyla ilgili tüm işlemlerini internet bankacılığı ile yapmaya başladığını, 07.08.2004 tarihinde müvekkilinin internet üzerinden hesabında işlem yapmaya çalıştığında internet şifresi ve parolası ile işlem yapamadığını, bunun üzerine banka yetkilileri ile yapılan şifahi görüşmede, internet şifresi ve parolasının banka tarafından değiştirildiğinin bildirildiğini, banka hesaplarına bakıldığında ise müvekkilinin hesaplarından toplamda 50.000 TL'nın eksik olduğunun görüldüğünü ileri sürerek, müvekkili adına kayıtlı hesaplar kullanılarak davalı Banka'dan çalınan 50.000 TL'nın 07.08.2004 tarihinden itibaren mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında imzalanan 12.10.1996 tarihli sözleşmenin İnternet Bankacılığı’na İlişkin Hükümler başlıklı 7. maddesinde davacı müşterinin şifrenin gizli kalması ve iyi saklanması için gereken tüm özeni göstermekle yükümlülü olduğunun ve her nasıl olursa olsun üçüncü kişinin eline geçmesi durumunda da tamamen kendisinin sorumlu olacağının düzenlendiğini, davacının şifre ve parolaların 3. kişilerin eline geçmesine kendisinin sebebiyet verdiğini, müvekkilinin olayda bir kasıt, ihmal veya kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın internet bankacılığı sistemine girilerek şifre bilgilerinin ele geçirilmesinin mümkün olmadığı, davacının bilgisayarının dışarıdan müdahalelere açık olduğu, gelişmiş anti virüs programlarının dahi virüslere karşı tam koruma sağlamadığı, kötüniyetli üçüncü kişilerin virüs dışındaki yöntemleri de kullandıkları, kullanılan yöntemlerin iz bırakmaması nedeniyle davacıya ait bilgisayarda inceleme yapılsa dahi somut bir tespit yapılmasının mümkün olmadığı, davacının şifresini özen korumada gerekli özeni göstermediği,
davalı Banka'nın internet sisteminde kimlik belirleme açısından zaafiyet bulunduğu, olay tarihinden sonra ek güvenlik önlemlerinin alındığı, davalı Banka'nın mevduatın korunmasında özen borcunu yeteri kadar yerine getirmediği, buna göre davacının 1/5, davalının ise 4/5 oranında kusurlu olduğu, TTK'nun 4. maddesi gereğince bankacılık işlemlerinden doğan davaların mutlak ticari dava olduğu, olay tarihinden itibaren avans faizi işletilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 40.000 TL'nın 07/08/2004 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/11526, K. 2011/4281, 12 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama