KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/11901 E., 2011/4644 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
324 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bulancak Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.02.2009 tarih ve 2007/432-2009/5 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı temsilcisi tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların maliki bulundukları taşınmazdaki hisselerini müvekkili şirkete sermaye olarak koymayı kararlaştırdıklarını, fiilen de taşınmazın şirket tarafından kullanıldığını, ancak tapuda taşınmazın şirket adına kayıtlı olmadığını ileri sürerek, taşınmazın davalılar adına olan 12/20 hissesinin tapu kaydının iptali ile müvekkili şirket adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ... ve ..., davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı ..., davacı şirketin iki ortaklı olduğunu ve kendisinin de şirketin %50 hisse ile ortağı olduğunu, şirketin iki ortak tarafından temsil edilmesi gerektiğini, davaya muvafakatının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davacı şirkete kayyum tayin edilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 23.02.2009 tarihli celsede davacı temsilcisi ...'ün davayı atiye bıraktığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı temsilcisi temyiz etmiştir.
Dava, kollektif şirkete ayni sermaye olarak konulması taahhüt edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın atiye bırakıldığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Ancak 23.02.2009 tarihli oturumda davacı şirket temsilcisi olarak beyanı alınan ...’ün, beyanda bulunduğu tarih itibariyle davacı şirketi temsile yetkili olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Bu itibarla, mahkemece adı geçen kişinin davacı şirketi tek başına temsile yetkili olup olmadığının araştırılması, tek başına temsile yetkili ise beyanda bulunanın aynı zamanda davalı olması nedeniyle davacı şirket ile aralarında menfaat çatışması doğup doğmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/11901, K. 2011/4644, 19 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama