KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/12002 E., 2011/5171 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
604 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Gebze 2.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.07.2009 tarih ve 2007/409 - 2009/922 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesabından müvekkilinin bilgisi ve talimatı olmadan 05.09.2006 tarihinde internet yoluyla toplam 2.950,00 YTL’nın tanımadığı üçüncü kişinin hesabına aktarıldığını, davalı bankanın elektronik bankacılık hizmetinde gereken güvenliği sağlayamadığını ileri sürerek, 2.950,00 TL ve 30 TL noter ihtar masrafı olmak üzere toplam 2.980,00 TL’nın faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şifrenin özenle saklanması yükümlülüğünün davacıda olduğunu, bu nedenle doğacak zararlardan davacının sorumlu olacağını, davacının zararının şifrenin 3. kişilerce öğrenilmesi sonucu meydana geldiğini, bankanın sisteminden kaynaklanan bir zarar bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın internet bankacılığında gerekli güvenlik önlemlerini zorunlu kılmayıp müşterilerin tercihine bıraktığı, işlemlerden sonra telefonla teyit almadığı, davacının ise şifresini yeterince koruyamadığı, tarafların %50’şer oranda kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.475,00 TL’nın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı banka vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; dava, davalı banka nezdinde açılan davacıya ait hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini
istemine ilişkindir. Mahkemece, davaya konu havale işleminin davacıya ait kişisel bilgilerin üçüncü şahıslar tarafından elde edilerek banka hesabına girilmesi sonucu gerçekleştirilmiş olduğu kanaatine varılarak, davacının müterafik kusuru nazara alınıp %50 kusuru oranında indirim yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
BK’nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda, davacının davaya konu internet yolu ile yapılan işlemler sırasında kullanılan şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının kusuru ile ele geçirildiğinin kanıtlanamamış olması karşısında davacının hesabından bilgisi ve rızası dışında çekilen paradan hesapta bulunan parayı kötüniyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmeyen, bunların kullanımını müşterileri için zorunlu hale getirmeyen davalı bankanın tamamen sorumlu tutulması gerekirken, davacının şifresini koruyamadığından bahisle yazılı şekilde kusur paylaşımı yapılarak buna göre hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/12002, K. 2011/5171, 28 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama