KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/12051 E., 2011/14144 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Denizcilik İhtisas Mahkemesi
Karar Metni
779 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 21/05/2009 tarih ve 2007/170-2009/179 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04/10/2011 gününde davacı avukatı...... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalılar avukatı duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı tarafından yurt dışına gönderilen emtiaların konşimentolar tahtında nakliyesini üstlendiğini ve ifa ettiğini, müvekkili tarafından MSC(mediterranean Shipping Company S.A) vasıtası ile icra edilmiş olan dava konusu tüm bu taşımalar sonucunda, tahliye limanında doğan demuraj ve ardiye bedelleri ile ayrıca navlun ve tahliye (liman) giderlerinin ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik toplam 72.869.GBP(Yetmiş ikibinsekizyüz altmışdokuz İngiliz Sterlini) ana alacaklarının temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalılardan Toyota Otomotiv San ve Tic. Türkiye vekili, 1 numaralı davalı olarak gösterilen şirketin Türkiye'de mevcut olmadığını, müvekkili şirketin davaya konu taşıma işlerini davalı Reysaş A.Ş.'ne yaptırdığını, taşımalara ilişkin navlun borcunu zamanında ve eksiksiz olarak taşıma işini yaptırdığı davalı Reysaş A.Ş.'ne ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Reysaş A.Ş.vekili, davacı yanın istemlerinin hukuki temelden yoksun iddialar olduğunu, talep edilen sürastarya ücretlerinin başlangıcının ve günlük miktarının belirtilmediğini, davacı yanın tüm davranış ve taleplerinin ciddiyetten uzak olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin demuraj ve ardiye ücreti doğduğunu iddia ettiği taşımalarda taşıyıcı sıfatını haiz olmadığı, taşıyıcı sıfatına haiz olsa dahi taahhüt edilen taşımaların karma taşıma olması sebebiyle, konteynerler gemiden tahliye edildikten sonra,
gönderilene teslim edilmeden önce, konteynerlerin liman sahasında beklemesi esnasında demuraj ve ardiye ücreti tahakkuk ettirileceğinin ve bu ücretlerin taşıma ücreti dışında ayrıca talep edileceğinin açıkça kararlaştırılmış olması halinde konteyner demurajı ve ardiye ücreti talep edebileceği, davacı ile davalılardan biri arasında taşımanın FBL FIATA karma taşıma konşimentosu standart formunun arka yüzünde yazılı şartlara tabi olarak yapılacağı hususunda bir anlaşmanın varlığını gösteren delilin dosyada bulunmadığı, keza standart form kullanılarak düzenlenmiş karma taşıma konşimentolarının tedavüle çıkarıldığına dair de delil olmadığı,
bu sebeple taşıma şartlarının 13.3 maddesi uyarınca davalıların konteyner demuraj ve ardiye ücreti ödemekle yükümlü tutulamayacağı, keza konteynerler alıcılarına teslim edildiğinde alıcıların TTK.nun 1069.maddesi gereğince konteynerleri teslim almakla, konteyner demuraj ve ardiye ücretinin borçlusu haline geldiği, bu nedenle davalılardan konteyner demurajı ve ardiye ücreti talep edilemeyeceği, Barcelona-İstanbul taşımasında da, davalılardan birinin bu taşıma konusu konteyneri teslim almamış olması sebebiyle, davacının davalılardan navlun, konteyner demurajı ve ardiye ücreti talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Dava, deniz taşımasına dayalı tahliye limanında doğan demuraj, ardiye bedelleri ile navlun ve tahliye giderlerinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacı tarafça dava konusu edilen taşımalar nedeniyle talep edilen tazminat kalemlerine ilişkin olarak davalılardan Toyota Otomotiv San.
Türkiye A.Ş. vekili taşıma işlerinin müvekkilince diğer davalı Reysaş A.Ş.ne yaptırıldığını ve ödemelerin de anılan şirkete yapıldığını savunmuş, davalı Reyşaş A.Ş ise gerek 20.01.2003 tarihli ihtarnamesinde, gerekse davaya ilişkin savunmasında davacı ile akdi ilişkiyi inkar etmemiş, aksine akdi ilişkiyi kabul ederek davacının edimini kötü ifa ettiğini savunmuştur.
Davalı Reysaş A.Ş 'nin davacıya keşide ettiği taşıma ilişkisi ve demuraj konulu 20.01.2003 tarihli ihtarname içeriğinden davacı ile akdi ilişkiyi ve akdi ilişkinin tarafı olduğunu benimsediğinin kabulü gerekir. Bu bağlamda hukuki bir konu olan davacı tarafın aktif husumetin bulunup bulunmadığının mahkemece re'sen tespit edilerek, bilirkişilere yalnızca teknik inceleme yaptırılması gerektiği kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece, iddia ve savunmalar doğrultusunda davacının taşıyan sıfatının varlığının ilke olarak kabulü ile davanın bu çerçevede ele alınması ve gerektiğinde bilirkişilere teknik inceleme yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davalıların cevap dilekçeleri ile dava konusuyla ilgili dosya arasında bulunan ihtarname içerikleri dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
3- Öte yandan, davacı taraf davasını davalılardan Toyota Motor San Türkiye A.Ş. dahil her üç davalıya yöneltmiş olup, mahkemece anılan şirketin ticaret sicilinde kayıtlı olup olmadığı hususu ilgili ticaret sicil müdürlüğünden sorulmadan karar verilmeside keza doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/12051, K. 2011/14144, 18 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama