KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/12052 E., 2011/12197 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Birleşen dava
- İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2004/984 Esas
Karar Metni
546 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 16.04.2009 tarih ve 2008/219 - 2009/225 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı birleşen davanın davacısı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.10.2011 gününde davalı DD İletişim avukatı .... gelip, davetiye tebliğine rağmen davalı vekili gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin radyo ve televizyon verici ve anten sistemleri satışı, bakımı, tamiri ve servisi konuları ile iştigal ettiğini, davalı şirket ve bağlı bulunduğu grup şirketlerinin yetkilileri ile TV vericileri ve anten sistemlerinin satışı konusunda çeşitli görüşmeler yapıldığını, ancak satış sözleşmesinin kurulmadığını, daha sonra davalı şirketin sahibi olduğunu beyan ettiği ve çeşitli yerlerde kullanılmış ve bazı parçaları eksik TV verici ve anten sistemlerinin değerlendirilmesi,
başkalarına pazarlanması ve gerektiğinde satılmasına aracılık etmesi için davacıya teslim edildiğini, ancak bu emtiaları kimsenin satın almak istemediğini, malzemelerin muhafaza ve depolanmasının büyük bir külfet oluşturduğu beyan edilerek geri alınmasının istenmesine rağmen geri alınmadığını ileri sürerek, fazla hak saklı kalmak kaydıyla şimdilik 15.000.-YTL depolama ve muhafaza ücretinin davalıdan tahsiline, MK,nun 950.maddesi gereğince borç ifa edilinceye kadar mallar üzerinde hapis hakkı tanınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı-birleşen davanın davacısı vekili, müvekkilinin 18.6.1998 tarihinde finansal kiralama yoluyla satın aldığı dava konusu emtiaların satış bedeli taksitlerinden sonuncusunun 23.6.2002 tarihinde ödenerek mülkiyetinin müvekkiline intikal ettiğini, 496.681.-USD’na alınan emtiaların 1999 yılı sonlarında davacıya yediemin olarak teslim edildiği halde muhtelif elektronik ve mekanik aksamın sökülerek kullanıldığını veya kullandırıldığını, nihayetinde emtiaların hurda halinde ve kullanılmaz vaziyette davacı elinde olduğunun mahkeme aracılığı ile tespit edildiğini,
taraflar arasında davacıya ücret ödenmesi konusunda herhangi bir anlaşma bulunmadığını ileri sürerek asıl davanın reddi ile birleşen davasında proforma fatura tutarı 495.682.-USD’nın davacı-birleşen dava davalısından tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda asıl davanın depo ve muhafaza ücretinin tahsili, birleşen davanın ise, yediemin olarak bırakılan eşyanın zarara uğratıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkin olduğu, davalı-birleşen davanın davacısına ait cihazın davacı-birleşen davanın davalısına Aralık 1999 tarihinde teslim edildiği, bu yönde yazılı anlaşma olmadığı, ne şekilde teslim edildiğinin belirlenmediği, ancak eşyanın davalı-birleşen davanın davacısı tarafından 1998 yılında satım amaçla alındığı, satım amaçlı olarak davacı-birleşen davanın davalısına bırakıldığı,
onun 19.03.2001 tarihine kadar cihazı satamadığı veya kiralayamadığı, bu tarihten sonra davacı-birleşen davanın davalısının cihazları alması için ihtarname çektiği, karşı tarafın cihazları kabul etmeyeceğini bildirdiği, anılan tarih itibariyle davacı-birleşen davanın davalısının ardiye ücreti talep edebileceği, cihazların davacı-birleşen davanın davalısı tarafından kullanılmadığının belirlendiği, zarara uğratmadığı, birleşen davadaki iddiaların kanıtlanmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, 15.000 TL ardiye ve muhafaza ücretinin davalıdan tahsiline, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-birleşen davanın davacısı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı birleşen davanın davacısı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/12052, K. 2011/12197, 4 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama