KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/12370 E., 2011/12969 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
377 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/05/2009 tarih ve 2006/500-2009/101 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11/10/2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı.... ile.... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1968 yılından bu yana kullandığı "Leuci" markasını Türkiye'de tescil ettirmek için yaptıkları başvurunun, en son davalı tarafından devralınan aynı ibareli marka nedeniyle kısmen reddedildiğini, müvekkilinin markasının tanınmış marka, davalının tescilinin ise haksız ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davalının eyleminin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini ve önlenmesini, davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini, hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı şirketin 1919 yılında kurulduğu, 1993 yılından itibaren Türkiye'de de faaliyette bulunduğu, Leuci markasının 21/04/1992 tarihinde WIPO nezdinde tescil edildiği,
ancak davalı markasının başvuru tarihi itibariyle davacı markasının Paris Sözleşmesine taraf ülkelerden hiçbirinde tescilli olmadığı gibi tanınmış marka da sayılamayacağı, buna rağmen davalı markasının tescil tarihinden önce 1993 yılından itibaren Türkiye'ye ithal edilen davacı ürünlerinin, aynı sektörde faaliyet gösteren davalı tarafından bilinmediğinin söylenemeyeceği, dolayısıyla davalı tescilinin kötüniyetli olduğu ve davacının 556 sayılı KHK'nın 8/3. maddesi uyarınca hükümsüzlük talep edebileceği, davalı kullanımının tescilli marka hakkına dayandığından davacının diğer taleplerinin haklı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne,
davalı markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/12370, K. 2011/12969, 14 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama