KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/12449 E., 2011/5584 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
473 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.03.2009 tarih ve 2006/473-2009/60 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin conta vb. tecrid edici parçalar üreten bir firma olup "GOETZE" markasının müvekkili adına 1969 tarihinden bu yana tescilli olduğunu, gümrüğe sevk edilen ve antrepoya alınan davalıya ait eşyanın 31 kolisi içinde müvekkili markasını taşıyan ve ayırt edilemeyecek derecede benzer etiketli contalar olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, marka hakkına tecavüzün men'i ve haksız rekabetin önlenmesini, 2.000,00 TL maddi ve 2.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin Çin'de bulunan bir şirkete markasız oto yedek parçaları siparişi verdiğini, ancak yapılan tespitte gelen malların 31 kolisinde davacı markası etiketli contaların tespit edildiğini, müvekkilinin bu durumdan bilgisinin bulunmadığını, Çin'deki şirketin yanlışlıkla bu ürünleri gönderdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının "GOETZE" ibareli markasının 7. ve 17. sınıflarda 1969 tarihinden itibaren tescilli olduğu, davalı şirketin ithal ettiği ürünler arasında Çin malı olduğu belirtildiği halde davacının tescilli "GOETZE" markasını taşıyan 31 adet paket karton içinde conta bulunduğu, ambalajın ve parça numaralarının davacının markasını taşıyan orijinal ürünlere benzetildiği,
kalite farklılıklarının bulunduğu ve taklit nitelikte olduğu gerekçesiyle davalının markaya tecavüzünün men'ine, her ne kadar piyasaya çıkmamış olsa bile davalının bu ürünleri ithal etmiş olması nedeniyle 2.000 TL manevi tazminatın tahsiline, ithal edilen ürünler henüz ülkeye girişte gümrükte yakalanarak muhafaza altına alındığından, piyasaya sunulmamış olan bu ürünlerle ilgili maddi tazminat talebinin ve diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1) Mahkemenin 25/03/2009 tarihli kararı, hükmü temyiz eden davacı vekili Av. ... ...’a 25/08/2009 tarihinde tebliğ edilmiş ve hüküm anılan vekil tarafından HUMK' nun 432. maddesinde öngörülen yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 30/03/2010 tarihinde temyiz edilmiştir. 01.06.1990 gün ve 3-4 sayılı İBK uyarınca süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında yerel mahkeme bir karar verilebileceği gibi, Yargıtay'ca da bu konuda bir karar verilebileceği öngörüldüğünden HUMK.nun 432/4. maddesi uyarınca anılan davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
#########
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/12449, K. 2011/5584, 9 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama