KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/12544 E., 2011/12995 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2011
- Mahkemesi
- İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.010 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.07.2009 tarih ve 2007/116 - 2009/96 sayılı kararın Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.10.2011 gününde davacılar ve davalı ...
Mutfak Otel Restoran Ekipmanları Day.Tük....San.Dış Tic.A.Ş. vekili ... ve ...., davalılar vekili .... geldiler, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin, kuruluşundan bu yana çelik tencere, kazan ve tepsi gibi mutfak malzemesi üretimi alanında “Kayalar” kök unsurlu ticaret unvanı altında çalışmış olduğunu, böyle tanındığını, kalite sembolü haline geldiğini, şirketin ortağı olan diğer davacının da TPE’de 26.03.1984 tarihinde, 80416 numaralı “Kayalar+şekil” ibareli markanın sahibi olduğunu, şirket unvanının da 17.07.1991’den beri İstanbul Ticaret Sicili’nde kayıtlı olduğunu, müvekkili ile davalılardan Kayalar Otel Ekipmanları A.Ş. arasında,
müvekkillerince üretilen ürünlerin belli illerde satışı konusunda 15.06.2000 tarihli bir bayilik sözleşmesi imzalandığını, ancak davalının, müvekkili şirketçe üretilmemiş olan ürünleri sattığına ilişkin belli firmalardan bilgi ve ihbar aldıklarını, davalı şirketin eylemlerinin, sözleşmeye aykırılık, ticaret unvanı ve marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesince 2005/35-13 numaralı dosyada tespit yaptıklarını, davalıların, müvekkili şirketin ticaret unvanında yer alan kök unsur olan “Kayalar” ibaresinden haksız ve kötü niyetle yararlandıklarını, tüketicilerin yanıltıldığını,
diğer müvekkiline ait markanın da izinsiz kullanıldığını, markanın, müvekkillerine ait olmayan ürünlerde birebir kullanılmasının haksız rekabete yol açtığını, davalıların cevabi ihtarlarından, “KAYALAR” markasının, 08.10.1996’da 99/016526 kodla davalı ... tarafından haksız biçimde tescillendiğini öğrendiklerini, müvekkilinin markalarının, başlangıçta 8, 11 ve 21.sınıf emtia için tescil edildiyse de zamanla 7 ve 35.sınıf mallar alanında da 1980’den beri kullanılarak ayırt edicilik kazandığını ileri sürerek davalıların unvan ve markaya tecavüzlerinin ve haksız rekabetlerinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine,
davalı şirketin davacı ile imzaladığı 15.06.2000 tarihli bayilik sözleşmesinin 3. maddesine aykırılık yaparak haksız rekabet ettiğinin tespiti ile önlenmesine, hükmün ilanına, fazlaya ilişkin hakları saklı olmak kaydı ile 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkillerinin, 1980’den itibaren İzmir’de mutfak gereçleri ve zücaciye ürünleri alanında pazarlama faaliyetine başladığını, 11.02.1986’da “Kayalar Pazarlama ve Ticaret” unvanlı işyerini kurduklarını, ticaret sicilde kayıtlı olduklarını, unvanın belirleyici unsuru olarak “Kayalar” ibaresini o tarihten itibaren kullandıklarını, bu alanda güven telkin eden bir marka haline geldiklerini, 1998’de TPE’ye başvurarak,
... adına marka tescili aldıklarını anonim şirket kurarak mahkeme kararı ile ilk işletmenin bu şirkete aktif ve pasifi ile devredildiğini, unvanlarının anonim şirket olarak 03.01.2000 tarihinden itibaren ticaret sicilinde kayıtlı olduğunu, tesadüfen 1986’da davacı firma ile İstanbul’da karşılaşıp ticari ilişkiye de girdiklerini, Ege Bölgesi’ndeki pazarlama güçleri nedeniyle, 2000 yılında bayilik sözleşmesi imzaladıklarını, zamanla ticari ilişkinin bir takım sorunlara bağlı olarak katlanılmaz hale geldiğini ve davacı şirket ile yapılan bayilik sözleşmesinin feshedildiğini, ayrıca “Kayalar” unvanını ve markasını kullandıklarının,
karşı tarafça öteden beri ticari ilişki nedeniyle bilindiğini, aynı ibarenin tanışmalarına vesile olduğunu ve karşı taraf açısından da itibar kaynağı olduğunu, müvekkillerinin marka ve unvanı haklı biçimde kullandıklarını, 5 yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiğini savunarak davanın reddine talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, “Kayalar” ibaresinin her iki tarafın soyadlarında yer aldığı, herhangi bir özgün anlamı olmayan ve davacı tarafından yapay biçimde üretilmemiş olan ibare üzerinde davacının anlam açısından davalılara göre bir önceliği ve üstünlüğü bulunmadığı, davacı şirketin “Kayalar+şekil” ibarelerinin, 8, 11, 21. sınıflarda 26/03/1984 den itibaren tescilli olduğu, davalı şirketin “Kayalar” kılavuz sözcüklü unvanının 17/07/1994 tarihinde İstanbul’da tescil edildiği,
aynı ibareyi taşıyan işletme adlı firmanın 1986’dan beri faal olup, ...’a ait iken 2000 yılında davalı şirkete devredildiği, “Kayalar” ibaresini ticarette ilk kullananın davacı şirket ortaklarından olan davacı ... olduğu anlaşılmakla birlikte, yanlar arasında 15/06/2000 tarihli bayilik sözleşmesinin imzalandığı ve aralarındaki alışverişin belli bir süre devam ettiği, 09/12/2004 tarihine kadar 190 adet faturanın düzenlendiği, mevcut ticaret unvanlarının bu ilişki süresince kullanıldığı,
davacıların, davalı şirket ile davalı gerçek kişinin kullandıkları ve tescil sahibi oldukları aynı ibareyi taşıyan markadan haberdar oldukları, bu durumda, MK’nun 2. maddesi gereğince, davacının, iltibasa yol açabilecek benzerliği bildiği halde uzun süre harekete geçmeyip dava açmadığı,
davacıların, 2000-2004 yılları arasında geçen zamanda sessiz kalmalarının, marka ve ticaret unvanı için hükümsüzlük davası açma haklarını kaybetme sonucuna yol açtığı, davacı şirketin 22/04/2005 tarihli, Beyoğlu 41. Noterliği ihtarnamesi ile davalıyla aralarındaki sözleşmeyi feshettiği ticari ilişkinin 2004’te bittiği, bu tarihten sonra davalının haksız eylem yaptığının ispat edilemediği,
maddi zararın, davacı markasının tanıtım gerecinde yer almasına bağlı olarak ortaya çıkabilecek iltibas olayları, bu iltibasa bağlı olabilecek satış kayıpları ve markanın aidiyeti hakkındaki karışıklığın düzeltilmesi ve yeniden ticari çevrelerde vurgulanması yolundaki tanıtım giderlerinden kaynaklanabileceği, bu bakımdan davacının maddi tazminat isteminin 2.000,00 liralık kısmının, Borçlar Kanunu’nun 42/2. maddesinin sağladığı imkân çerçevesinde taktiren tayini gerektiği, her ne kadar davacı taraf 5.000,00 TL manevi tazminat istemişse de bu tecavüz eylemine bağlı olarak yanların sosyal ve ekonomik durumu, tecavüzün etkileri, kapsamı,
uğranılan zararın ağırlık derecesi somut olayın özellikleri gözetilerek, BK 49. maddesi uyarınca 2.000,00 lira manevi tazminatın uygun
olacağının takdir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı markasının hükümsüzlüğü, terkini ve davalının ticaret unvanından “Kayalar” ibaresinin çıkarılmasına ilişkin istemlerin reddine, davalı şirketin, davacıya ait markayı iltibasa yol açar biçimde takvim ve katalog gibi tanıtım gereçlerinde kullanma eyleminin markaya tecavüz oluşturduğunun ve haksız rekabet niteliği taşıdığının tespitine, önlenmesine, davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 2.000,00 TL maddi ve 2.000,00 TL de manevi tazminatın davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ve davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekili ve davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/12544, K. 2011/12995, 13 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama