KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/13036 E., 2011/14569 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
924 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/11/2008 tarih ve 2005/311-2008/614 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ile davalı ...Ş. vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25/10/2011 gününde davacı avukatı ..... ile davalılardan Burakkaya Turz.Yatırımları A.Ş avukatı .... geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer davalı ... vekili duruşmaya gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra,
duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 02.07.2005 tarihinde müvekkiline ait aracın, davalı şirketin işlettiği otelde, diğer davalı çalışana teslim edildiğini, bir süre sonra aracın çalındığını, 05.07.2005 tarihinde de hasarlı olarak ele geçirildiğini, araçtaki giyim eşyaları ve cep telefonunun da çalındığını ileri sürerek, (49,250) TL'nin, 25.07.2005 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı tarafından davalı şirkete ait otelde park görevlisi olmasa da diğer davalı ...'a aracının teslimi ile davacı ve davalı şirketler arasında BK'nun 463. maddesi anlamında bir vedia sözleşmesinin kurulduğu, davalı şirketin yardımcı şahısların sorumluluğu gereği BK'nun 100. maddesi uyarınca objektif bir sorumluluğunun da olduğu, davalı şirkete ait otelde belboy olarak görev yapan davalı ...'un otopark görevlisi gibi muhafaza ve park görevinin olmadığı, dolayısıyla olayda bir sorumluluğunun da bulunmadığı,
davacının aracında mutad dışı miktar ve nevide giyim eşyası bulunduğu iddiasını ispat edemediği, cep telefonunu araçta bırakmasının da tacir olan davacı şirket yetkilisi açısından makul görülmediği, giyim eşyası ve cep telefonu bedelinin tanıkla ispat sınırının üstünde olduğu ve bunlarla ilgili yazılı bir delil sunulmadığı, davacının maliki bulunduğu araç sürücüsünün, otelin park görevlisini beklemeden apar topar araçtan inip anahtarı araçta bırakmasının ve aracı çalan şahısların bu durumdan yararlanmış olmasının, kusurun büyük bölümünün davacıda olduğunun kabulünü gerektirdiği,
davacının zararının (32.823,58) TL olup kusurunun yoğunluğuna göre takdiren (7.000) TL talep edebileceği, olayda haksız fiili işleyenin davalılar olmayıp davalının sorumluluğunun vedia akti ve yardımcı şahsın eyleminden kaynaklandığından olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin istenemeyeceği, davadan önce davalı şirketin temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın reddine, davalı şirket hakkındaki davanın kısmen kabulü ile (7.000) TL'nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte anılan davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı ...Ş. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... Turizm AŞ. vekilinin tüm ve davacı vekilinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, davalı şirketin işlettiği otelin park yerinde, diğer davalı otel çalışanına teslim edilen ve davacıya ait bulunan aracın çalınmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davacı şirket yetkilisinin olaydaki kusurunun daha yoğun olduğu, davalı ...’un ise aracın çalınmasında bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davalı şirket hakkındaki davanın kısmen kabulüne, davalı ... hakkındaki davanın ise reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bu şekilde hüküm kurulmasının nedeni, davacı şirket yetkilisinin otelin park görevlisini beklemeden apar topar araçtan inip anahtarını araçta bıraktığının ve aracı çalan kişilerin bu durumdan yararlandıklarının, davalı ...’un ise otopark görevlisi olmayıp aracı muhafaza ve park görevinin bulunmadığının kabul edilmesidir.
Oysa davacı şirket yetkilisinin araçtan apar topar indiğine dair dosyada bir delil bulunmadığı gibi, bu maddi olgu doğru kabul edilse bile, sonuçta araç sağlam bir şekilde davalı şirketin bu iş için görevlendirdiği diğer davalı ...’a teslim edilmiştir. ... ise davacının aracını çalıştırıp geri manevra yapmış ve kendi ifadesine göre 4-5 araç birden gelince anahtarını davacı aracının üzerinde bırakıp yeni gelenlere yer göstermeye başlamış, davacı aracı tam da bu sırada çalınmıştır.
Dolayısıyla davacı şirket yetkilisinin araçtan apar topar inmesiyle veya anahtarını araçta bırakmasıyla, meydana gelen sonuç arasındaki illiyet bağı kesilmiştir. Ayrıca mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda belirtilen, davalı şirketin aldığı güvenlik önlemleri nedeniyle hafif kusurlu sayılmasının gerektiğine dair kabul de doğru değildir.
Zira davalı şirket, sağlam teslim aldığı aracı yine aynı şekilde teslim etmekle yükümlü olup, aldığı güvenlik önlemleri aracın çalınmasını önleyememiştir. Davalı ... ise her ne kadar diğer davalı şirketin işlettiği otelde başka işlerde çalıştığını savunmuşsa da, yine kendi ifadesine göre, olay günü otele gelen araçları park ettirmekle görevlendirilmiş, nitekim davacı aracının ardından gelen başka araçlara da yer göstermiştir.
Dolayısıyla davalı ... da meydana gelen zarardan sorumlu olup, mahkemece ...’un aracı muhafaza ve park görevinin bulunmadığının kabul edilmesi de doğru değildir.
Bu durum karşısında mahkemece, davacıya ait aracın çalınmasında, davalı şirketin sözleşme ilişkisi nedeniyle davalı ...’un da haksız fiil hükümleri uyarınca sorumlu oldukları kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3- Ayrıca, davacı tarafından dava konusu zararının tazmini için davalı şirkete 19.07.2005 tarihli ihtarname keşide edilmiş, bu ihtarname davalı şirkete 21.07.2005 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı şirketçe 25.07.2005 tarihli ihtar ile davacı taleplerinin karşılanamayacağı davacıya bildirilmiştir. Davacı ise alacağına 25.07.2005 tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesini istemektedir. Bu durumda mahkemece davalı şirketin 25.07.2005 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalı şirket yönünden hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/13036, K. 2011/14569, 27 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama