KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/13689 E., 2011/5953 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
825 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.07.2009 tarih ve 2007/48-2009/461 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette %25 oranında pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 28.12.2006 tarihli genel kurul toplantısında müvekkilinin muhalefetine karşılık yönetim kurulu üyelerine TTK'nun 334 ve 335 maddelerine göre yetki verildiğini, müvekkilinin 02.03.2005 tarihinde kadar davalı şirketin yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, bu dönemde yönetim kurulunun ortak tavrı ile kendisi ve diğer paydaşların aynı iş kolunda imalatçı ve toptan perakende satışı yapan kişiler olarak davalı şirket ile ticari işlemler yaptıklarını,
müvekkilinin yönetimden ayrıldıktan sonra yeni yöneticilerin tüm dış alımları kendi firmalarından yaptıkları gibi, alım-satım fiyat dengelerini de tüm ticari kurallara aykırı olarak ve kişisel olarak kendi menfaatlerine ve fakat müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirket aleyhine uygulamaya başladıklarını, bu hususa rağmen genel kurul kararlarının 4 ve 5. maddeleri ile yönetici ve deneticilerin ibra edilip keza 2005 yılı bilanço ve gelir-gider tablolarının ve faaliyet raporunun kabul edilmiş olmasının da yasa ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olmakla iptali gerektiğini,
diğer taraftan 6. ve 7. maddelerinde şirket esas mukavelesi ve yasal düzenlemede belirlenen toplantı ve karar nisabı, sermaye artırımı ve hisse devri, kar payı ve benzeri konulara ilişkin hükümlere de açıkça aykırılık teşkil etmekte olduğunu, davalı şirketin genel kurul toplantısı 29.11.2006 tarihinde yapılacak iken şirketin bilanço ve kar ve zarar hesaplarının azınlık hakkı sahipleri tarafından incelenmesi istemi üzerine toplantının 28.12.2006 tarihine ertelendiğini, davete ilişkin ilanda yapılacak toplantının, ilk toplantının devamı niteliğinde olduğu belirtilmediği gibi bir önceki toplantıyı erteleme nedeni olan bilanço,
kar ve zarar hesapları ile satıcılar hesabının dökümlerinin de müvekkiline verilmediğini, aynı şekilde genel kurulun 6. maddesi ile sermaye artırımına gidilerek sermayenin 1.600.000 TL'ye çıkarıldığını, ancak sözleşme değişikliklerinin eski ve yeni şekillerinin ticaret sicil gazetesinde ilanı yapılmaksızın ve diğer şekli zorunluluklarda yerine getirilmeksizin görüşülerek karara bağlandığını, genel kurulun 6. maddesinin yasada belirlenen karar nisabına aykırı olarak alındığını, aynı doğrultuda genel kuruldaki 6. madde ile sermaye artırımına ve esas mukavelede değişiklik yapılmasına ilişkin olarak alınan karar,
müvekkilinin kâr payı alma hakkı başta olmak üzere müktesep haklarının da ihlali neticesini doğurmakta ve taahhütlerini artırmakta olduğunu, diğer yandan 6. madde ile hissedarlarca yapılacak hisse devrinin yönetim kurulunun iznine bağlanmış olmasının da TTK’nun 385 ve 388. maddeleri hükmüne aykırı olduğunu ve iptali gerektiğini, genel kurulun 7. maddesinin objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, genel kurulun 7. maddesinde kararlaştırılan yönetim kurulu üyeleri ile şirket denetçisine verilecek huzur hakkının haksız kazanç sağlayacak nitelikte olduğunu ileri sürerek genel kurulun 4., 5., 6.,
7. ve 8. maddelerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının 02.03.2005 tarihine kadar yönetim kurulu başkanı olduğunu, ortakların tümünün kardeş olduğunu, davacı da dahil olmak üzere diğer paydaşların da aynı iş kolunda imalatçı ve toptan perakende satış yapan kişiler olarak davalı şirket ile ticari işlemler yaptıklarını, davacının kendisi yönetim kurulu başkanı iken hukuka aykırı bulmadığı durumun 28.12.2006 tarihli genel kurul kararı ile fiili durum olmaktan çıkarıldığını, davacının yönetimde olduğu dönem boyunca hissedarlara hiçbir şekilde kâr dağıtımı yapılmadığını, 6 nolu kararın keyfi tasarrufla alınan bir karar olmadığını,
davacının yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde müvekkili şirketin uğradığı zararı telafi etme amaçlı olduğunu, bu artırım yapılırken ortakların müktesap haklarının ve taahhütlerinin artırılmadığının sermaye artırımının enflasyon düzeltmesi olumlu farkından gelen kısım ve geçmiş yıl karından gelen kısım ile fevkalade yedeklerden karşılandığını, genel kurulun bir ay ertelenmesinin davacı tarafından talep edildiğini ve kabul gördüğünü, genel kurulun 7. maddesinin yasaya ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu iddiasının tümüyle dayanaksız olduğunu, savunarak davanın reddine talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın bir aylık hak düşürücü sürede açıldığı, davaya konu genel kurul kararlarından 8 nolu karara muhalefet şerhinin bulunduğu, diğer kararlara TTK 381/1. madde 1. bendi anlamında muhalefet şerhinin bulunmadığı, tutanağın 5. maddesi ile alınan yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararın yönetim kurulu üyelerinin oy kullanmaları sebebi ile muhalefet şerhinin aranmayacağı, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararda yönetim kurulu üyelerinin oy kullanmaları sebebi ile TTK'nun 374/2. maddesine açıkça aykırılık bulunduğu,
gündemin 8. maddesi ile yönetim kurulu üyelerine şirketle ticari muamele yapma izni verilmesine ilişkin kararın ise TTK 334 ve 335. maddeleri ile şirket ana sözleşmesi 14. maddesine ve iyi niyet kurallarına uygun olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davalı ....’nin 28.12.2006 tarihli genel kurulunda tutanağın 5. maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin alınan kararın yok hükmünde olduğunun tespiti ile iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/13689, K. 2011/5953, 16 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama