KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/13866 E., 2010/1644 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
377 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Menderes Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.03.2008 tarih ve 2003/668-2008/210 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin ortağı bulunduğunu ve aynı zamanda şirkette doktor olarak çalıştığını, 08.11.2002 tarihli ve (892.080.000)TL ile (385.280.000)TL bedelli iki adet fatura düzenleyerek bir hastaya sağlık hizmeti verdiği halde fatura bedellerinin tamamını kendi hesabına geçirdiğini, oysa ¾’lük kısmını müvekkili şirkete ödemesi gerektiğini, bu hususta girişilen icra takibinin davalının haksız itirazı sonucunda durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve %40 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, talebin haksız olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı şirket adına düzenlenen faturalar karşılığında dava dışı ... isimli bir turiste sağlık hizmeti sunulduğu ve bu fatura bedellerinin tamamının davalının banka hesabına yatırıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak BK.’nun 104/son maddesi uyarınca geçmiş günler faizine temerrüt sebebiyle faiz yürütülmesi mümkün değildir. Mahkemece, asıl alacak ve faiz miktarlarının tespitinde bir usulsüzlük yapılmamış ise de, takibin devamına karar verilirken yürütülen temerrüt faizinin asıl alacağa uygulanacağının belirtilmemesi suretiyle faize faiz uygulanması sonucunu doğuracak şekilde hüküm tesisi doğru değilse de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden, HUMK.’nun 438/7. maddesine göre kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/13866, K. 2010/1644, 15 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama