KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/13976 E., 2011/6562 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
627 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.06.2009 tarih ve 2007/478 - 2009/356 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 28.03.2007 tarihli genel kurul toplantısında tutanağın tüm ortaklar tarafından imzalanması gerektiği halde imzalatılmadığını ve muhalefet şerhini yazmasının engellendiğini, yönetim kurulu üyelerinin basiretsiz davranarak şirketi zarara uğrattığını, yönetim kurulunun ibrasının yeterli nisapla alınmadığını, dolayısıyla ibra kararının mutlak butlanla malul olduğunu, yönetim kurulu ve denetim kurulunun ibrasına yönetim kurulu üyelerinin katılmasının yasaya aykırı olduğunu, aynı şirket grubu içinde çalışan kişinin denetçi seçildiğini,
müvekkili dışında diğer ortaklar tarafından başka şirketler kurularak haksız rekabet yapıldığını ve şirketin zarara uğratıldığını, müvekkilinin yıllarca kar payı almadığını ve maddi kayba uğratıldığını, şirketin iflas noktasında olduğunu ve yönetim kurulunun sorumlu olduğunu, bilançonun kabulünün mümkün olmadığını ileri sürerek 28.03.2007 tarihli genel kurul kararlarının iptaline, yönetim kurulunun işten el çektirilerek üç kayyım tayinine, yönetim ve denetim kurulunun hatalı işlemleri nedeniyle verilen zararlardan dolayı hükmen sorumluluk davası açılması için yetki verilmesine,
bilirkişi marifetiyle şirketin defterleri incelenerek şirketin kuruluşundan itibaren genel kurul tutanaklarında karar yeter sayısına ulaşılıp ulaşılmadığı ve alınan kararların kanuna uygun olup olmadığının tespitine, 2000 yılından itibaren bilanço, gelir gider tablolarının ve defterlerinin usulüne uygun olarak tutulup tutulmadığının tespitine, 2000 yılından itibaren keyfi uygulama ve borçlanmalarda bulunulup bulunulmadığının tespitine, 2000 yılından itibaren yönetim kurulu ve denetçilerin şirketin devamı ve borçlarından arındırılması için yeterli faaliyetin gösterilip gösterilmediğinin tespitine,
müvekkilinin şirketin kuruluşundan itibaren kar payına iştirak edip etmediğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu, davacının iddialarını ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın 3 aylık sürede açıldığı, divana imza için yetki verilmesi karşısında tüm ortakların genel kurul tutanağını imzalaması gerekmediği, divan heyeti ve komiserin imzalamasının yeterli olduğu, genel kurulda yönetim kurulununun ibrasının 17.500 oyla kabul edildiği, hazırun cetvelindeki 4 ortağın oyunun bu miktara ulaştığı, genel kurulun toplantı ve karar nisabının TTK hükümlerine ve anasözleşmeye uygun olduğu, şirketin yönetim ve denetim kurulunun faaliyetlerine devam ettiği, yani şirket organlarında eksiklik olmadığı, dolayısıyla kayyım atanması isteminin yerinde olmadığı,
denetçinin şirketin çalışanı olduğunun ispat edilemediği, davacının şirketin kuruluşundan itibaren genel kurul tutanaklarında karar yeter sayısına ulaşıp ulaşmadığı, alınan kararların kanuna uygun olup olmadığı, şirketin 2000 yılından itibaren bilanço gelir ve gider tabloları ve defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığının tespitine ilişkin taleplerini eda davasında ileri sürülebilecek hususlar olup tespit talebinde hukuki yarar bulunmadığı, ayrıca şirketin genel kurulunda incelebilecek bu hususları tespit talebinde bu yönüyle de hukuki yarar bulunmadığı,
yine 2000 yılından itibaren keyfi uygulama ve borçlanmalar olup olmadığının, yönetim ve denetim kurulunun şirketin borçlardan arındırılması ve faaliyetini devam ettirmesi için gereken gayreti gösterip göstermediğinin tespiti istemlerinin yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılacak şahsi sorumluluk davası içinde değerlendirilmesi gereken bir husus olduğu, dolayısıyla bu yönde de tespit talebinde hukuki yarar bulunmadığı, kar payının ödenmediğine ilişkin iddianın da eda davasında incelenebilecek bir husus olduğu,
davacının yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında şahsi sorumluluk davası açmak için yetki verilmesi talebine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığı, davacının bu hakka doğal olarak sahip olduğu gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 28.03.2007 tarihli genel kurulda alınan 6, 7 ve 8 numaraları kararların oybirliğiyle alınmış olması ile davacının muhalefetinin bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/13976, K. 2011/6562, 30 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama