KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14025 E., 2011/7958 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
672 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Bursa 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/05/2009 tarih ve 2007/1873-2009/1040 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait malları yurtdışına taşıdığını, navlun alacağı için düzenlediği faturaların ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından yapılan taşımanın mutad süreler aşılmak suretiyle yerine getirildiğini, İspanya’daki müşteriye gönderilen mallar geç telsim edildiği için müşterinin mal bedelini %10 eksik ödeyerek 15.339,28 Euro reklamasyon kestiğini, geç teslime ilişkin olarak davacının bildirdiği sebeplerin haklı sebep olamayacağını, geç teslimden dolayı da davacının taşıma ücreti talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yazılı bir taşıma sözleşmesi düzenlenmediği, 04.03.2006 tarihinde yola çıkan yükün 23.03.2006 tarihinde alıcı firmaya teslim edilmesinde gecikme olup olmadığı hususunun teamüllere göre belirlenmesi gerektiği, yurtdışı taşıma şartları ve teamüller göz önünde bulundurulduğunda ve taşıma süreci nazara alındığında varış tarihinin makul sürede gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, gecikmeye dair davalının e posta dışında davacı tarafa geçerli bir yazılı bildirimde bulunmadığı,
davalının bu olay nedeni ile reklamasyon bedeli olan 15.339,28 EURO ödediğine ilişkin zarar ve ziyan davası açma hakkının saklı bulunduğu, alacağın yargılamaya muhtaç olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, 2.225,59 TL asıl alacağa takip tarihiden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davacının icra inkar tazminatı ve diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, navlun alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Navlun alacağı taşıma sözleşmeden kaynaklanıp likit olduğundan mahkemece davacı yararına icra - inkar tazminatına hükmolunmak gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
KARŞI OY YAZISI
Dava, CMR kapsamındaki taşıma alacağının tahsiline ilişkin bir alacak davası olup, davalı gecikme sebebiyle davacının taşıma ücretine hak kazanmadığını savunmuştur. Mahkemece, taşımanın makul sürede gerçekleştirildiği kabul edilerek sonuca gidilmiş ise de, bu sonuca taşıma konusunda uzman olmadığı açık bulunan mali müşavir bilirkişiden alınan rapora dayalı olarak varılmış olup davalının uzman bilirkişiden rapor alınması talebi de gerekçesiz olarak karşılanmamıştır. Bu durumda, hüküm eksik incelemeye dayalı olup taşımanın makul sürede gerçekleştirilmiş olup olmadığı konusunda uzman bilirkişi incelemesi yapılmak üzere hükmün davalı yararına bozulması gerekir.
Öte yandan, davalının savunmasında davacının gecikme nedeniyle navluna hak kazanamadığını ileri sürmesi, CMR’nin 23/5. maddesi çerçevesinde bir sayışma (mahsup) iradesinin dile getirilmesi olarak yorumlanmalıdır.
Nitekim, mahkemece uzman bilirkişi marifetiyle yapılacak inceleme neticesinde taşımanın gecikmeli olarak gerçekleştirilmiş olduğunun saptanması halinde, davacının gecikme nedeniyle davadışı alıcı yabancı şirket tarafından kesilen reklamasyon faturası tutarı (ki taşıma ücretinden fazla bir tutardadır) kadar bir zarara uğradığının kabulü ve bu tutarın tazmini için kendisinden istenen navlundan mahsubunu talep etmeye haklı olduğu, bir diğer söyleyişle davacıya navlun ödememesi gerektiği sonucuna varılmalıdır.
Mahkemenin bir yandan taşımanın makul sürede gerçek-leştiğini kabul edip diğer yandan davalının gecikme nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zarar-ziyanı ayrı bir dava açarak talep edebileceği yolundaki gerekçesi, kendi içerisinde çelişkili olduğu gibi davalının savunmasına yansıyan sayışma iradesini de nazara almadığını göstermektedir. Bu husus da ayrı bir bozma nedeni olarak öngörülmelidir.
Tüm bu hususlar nazara alındığında, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hük-mün belirtilen nedenlere dayalı olarak davalı yararına bozulması, davacının temyiz itirazlarının ise bu aşamada incelenmesine gerek bulunmadığına karar verilmesi gerektiği kanısında olduğumdan, davalının temyiz itirazlarının reddine yönelik çoğunluk kararına katılamıyorum.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14025, K. 2011/7958, 30 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama