KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14115 E., 2010/3205 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mart 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
555 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.02.2008 gün ve 2006/610-2008/10 sayılı kararı onayan Daire’nin 28.09.2009 gün ve 2006/610-2008/10 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1995 yılından beri adına tescilli olan “...” markasının tanınmış olduğunu, davalı mağazalarında ve Ankara’da Akköprü Ankamall Alışveriş Merkezi’ndeki mağazanın vitrininde “SİSLEY ...” markasının kullanıldığını, davalı mağazalarında satılan ürünlerde, ürün kataloglarında ve broşürlerdeki bu kullanımının müvekkiline ait ... markası ile iltibas yarattığını, bu durumun ayrıca haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek,
müvekkili şirketin tescilli, tanınmış, maruf ve meşhur “...” esas ibareli markasını davalının aynen kullanması eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız fiil teşkil ettiğinin tespitini, tecavüzün durdurulmasını, haksız rekabetin men’ini, davalının kullanmakta olduğu “...” adının kaldırılmasını, tecavüzün maddi sonuçlarının ortadan kaldırılmasını ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının markasının mobilya ve aksesuar ürünlerinde kullanıldığını, müvekkilinin lisans sözleşmesi ile kullanma hakkını elde ettiği “Sisley ...” markasının ise ev tekstili ürünlerinde kullanıldığını, farklı mal ve hizmetlerde kullanıldığı için tüketici tarafından karıştırılma ihtimali olmadığını, müvekkili şirketin “Sisley” markasının davacının “...” markasından daha tanınmış bir marka olduğunu, davacının dava tarihinde tanınmış marka tescilinin mevcut olmadığını, ayrıca TPE nezdinde tescil edilmiş “...” ibareli pek çok marka olduğunu, davacının ev tekstili alanında marka tescili olmadığı gibi bu alanda da faaliyette bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı adına çeşitli mal ve hizmet grubu için tescilli markaların esas unsurunun “...” olduğu, davacının “...” ibareli markasının tanınmış nitelikte olduğu, davacıya ait bu markanın davalı tarafından kendi ürün ve hizmetlerinde tek başına ya da esaslı unsur olarak kullanmasının KHK’nin 9/1-a,b,c maddeleri delaletiyle 61/1-a maddesine aykırılık olacağı, davalı şirket “Sisley” ibaresini lisanslı kullanım hakkına sahip olup bu ibareyi küçük puntolarla yazıp davacının tanınmış nitelikteki “...” ibaresini büyük puntolarla yazmak suretiyle kullanım gerçekleştirdiği,
davalı taraf ... ibaresinin İspanyolca ev anlamına gelip sisley ev anlamında kullanıldığını belirtmiş ise de İspanyoca’nın Türkiye’de yaygın olarak bilinen bir dil olmadığı, ... ibaresinin potansiyel tüketiciler tarafından ev, ticaret, firma anlamlarına geldiğini bilmesinin olası görünmediği ve marka ihlalinin söz konusu olacağı, bu nedenlerle bilirkişi raporundaki çoğunluk görüşüne itibar edilmediği,
davacının markası tanınmış nitelikte olduğundan farklı ürünlerde dahi kullanılması halinde tanınmışlığından istifade edilebileceği, tanınmış olmaktan kaynaklanan güven duygusundan yararlanılacağı, haksız kazanç ve yarar sağlanılacağının kuvvetle muhtemel olduğu, davalı şirketin eylemlerinin KHK’nin 9 ve 61. maddelerine aykırılık olup KHK’nin 62. maddesi uyarınca davacı şirketin ihlalin tespitini, durdurulmasını, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını talep etme hakkının bulunduğu,
davalının davacı adına tescilli ... markasını izin almaksızın kendi ürünlerinde esaslı unsur olarak kullanmasının TTK’nun 56 ve 57. maddeleri anlamında haksız rekabet olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyiiz üzerine Dairemizin 28.09.2009 tarihli kararı ile mahkeme kararı onanmıştır.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14115, K. 2010/3205, 23 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama