KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14172 E., 2011/15867 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
555 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/06/2009 tarih ve 2008/223-2009/142 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22/11/2011 gününde davacı vekilinin 22.11.2011 havale tarihli duruşmadan vazgeçme dilekçesi nedeniyle dosyanın duruşmasız incelenmesine karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 13.10.1983 tarihinde kendi adına tescilli “İPEK” ticaret markasıyla 03, 05, 16 ve 21. sınıflardaki emtialara ilişkin olarak üretim ve satış yapmaya başladığını, davalı adına tescil edilmiş bulunan “TENİPEK” markasının müvekkili adına tescilli “İPEK” ve bu ibareyi taşıyan diğer markalarla aynı ve/veya benzer olup, sınıflarının da aynı veya benzer olduğunu, davalının müvekkiline ait “İPEK” markasının tanınmışlığından yararlanmak amacıyla davaya konu markayı tescil ettirdiğini, tescilin iyiniyetli olmadığını,
bu durumda 556 sayılı KHK’nin 7/1(b) ve 8/b maddeleri kapsamında davalının sözkonusu markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği gibi davalı adına tescilli olan ancak tescil tarihinden itibaren 5 yıllık sürede kullanılmamış olan “TENİPEK” markasının anılan KHK’nin 14 ve 42/c maddeleri uyarınca da hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, davalı adına tescilli “TENİPEK” markasının anılan nedenlere dayalı olarak hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait hükümsüzlüğü istenilen markanın 22.03.2002 tarihinde tescil edildiği, dava tarihine kadar 5 yıllık sürenin geçtiği, bu durumda toleransla hak düşümünün sözkonusu olması nedeniyle artık öncelik haklarına dayanılarak markanın hükümsüzlüğünün istenemeyeceği, ancak davalı markasının kullanmama nedenine dayalı olarak da iptali istenmiş ise de bu hususun atlandığı, kısa karara aykırı karar oluşturulmasının da mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı adına tescilli “Tenipek” markasının davacıya ait “İpek” ibareli markalarla benzer olup, iltibasa sebebiyet verdiği ve davalıya ait sözkonusu markanın tescil tarihinden itibaren kullanılmadığı iddialarına dayalı olarak hükümsüz kılınması istemine ilişkindir.Davacı adına tescilli “ipek” ibareli markalar ile davalı adına tescilli olan “tenipek” markasının 556 sayılı KHK’nin 7/1-b ve 8/1-b maddelerine dayalı olarak hükümsüz kılınması istemine ilişkin olarak açılan davada mahkemece, uzun süre sessiz kalınması sonucu dava açma hakkının yitirildiği sonucuna varılarak anılan istemle ilgili davanın reddine karar verilmiş olup,
dosya kapsamına göre mahkemenin bu yöndeki istemle ilgili değerlendirmesi yerinde ise de davacının davaya konu markanın kullanılmadığı iddiasına dayalı olarak da hükümsüzlük isteminde bulunduğu ancak bu hususun değerlendirilmediği,
bu istemle ilgili olarak inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır.Esasen bu istemin gözden kaçırılması nedeniyle davacının sözkonusu iddiasıyla ilgili olarak herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığının mahkemenin gerekçeli kararında da açıkça ifade edilmiş olmasına göre, mahkemece davacının bu yöndeki iddiasına yönelik olarak yargılama yapılarak bu konuda bir karar verilmesi gerektiğinden davacının bu yöndeki temyiz isteminin kabulü ile kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14172, K. 2011/15867, 25 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama