KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14174 E., 2011/6422 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
500 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/03/2009 tarih ve 2007/263-2009/46 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin CASADEI ibareli markasını İtalya'da yıllar önce tescil ettirerek moda giyim sektöründe kullandığını, WIPO nezdinde birçok ülkede 541448 nosu ile tescilli olduğunu, müvekkilinin 2005 32563 başvuru nolu uluslararası marka başvurusunun davalı adına tescilli 2000 24667 nolu CASADEI markası nedeniyle reddedildiğini, müvekkilinin CASADEI markasını taşıyan ürünlerinin davalının tescilinden önce gerek yurt dışında gerekse Türkiye'de piyasaya sürüldüğünü, marka üzerindeki öncelik hakkına sahip olduğunu, davalının tescilinin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli 2000 24667 nolu markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının markasının tanınmış marka olmadığını, davacının Türkiye'de kullanımının bulunmadığını, müvekkilinin marka üzerinde üstün hak sahibi olduğunu, ülkesellik prensibine göre de davacının iddialarının yersiz olduğunu, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, hükümsüzlüğü istenilen davalının CASADEİ markasının 25. sınıftan ayakkabı ve gruptan ürünler için 29.03.2002 tarihinde tescil edilip davanın 26.02.2007 tarihinde 5 yıllık süre dolmadan açıldığı, davacı taraf CASADEİ markasının 1958 yılında oluşturulup CASADEİ markalı ürünlerin 1996 yılından beri Türkiye'de satıldığını iddia ederek buna ilişkin faturalar sunduğu, davacı delillerine göre markayı taşıyan ürünlerin Roma, Floransa, Rimini, Ferrara gibi şehirlerde satıldığı, çok sayıda ülkede tescilli olduğu, Marie Claire, Elle, Vogue gibi önemli moda dergilerinde yer aldığı,
davacı şirketin ticari unvanının ayırt edici unsurunu da oluşturduğu, 1958 yılından beri piyasada olan markanın belli bir ayırt edicilik kazandığı, tescil başvurusunun yapıldığı tarihten çok önce 1996'dan itibaren markayı taşıyan ürünlerin Türkiye'de düzenli olarak satıldığı, belli bir müşteri potansiyeline ulaştığı, Paris Konvansiyonu 8. maddesine göre, ticari unvanlar, sözleşmeye taraf ülkelerde tescilsiz olarak korunduğu gibi, konvansiyonun 1. maddesinin 2. bendi gereğince endüstriyel haklar
kapsamında görüldüğü, eşit muameleyi düzenleyen 2. madde gereğince, birlik ülkelerinde vatandaşlara tanınan haklardan yabancılar da yararlandığından 556 sayılı KHK'nın 8. maddesinin 5. fıkrası gereğince davacının unvan üzerindeki endüstriyel haklara dayanarak markanın hükümsüzlüğünü isteme hakkı bulunduğu,
marka Türkiye'de tescilli olmamakla beraber tescilinden önce markayı taşıyan ürünler Türkiye'de pazarlandığından ve sunulan delillerden de belli bir ayırt edicilik kazandığı anlaşıldığından KHK'nın 8. maddesinin 3. fıkrası gereğince, davacının davalının tescil başvurusundan önce tescilsiz kullanımla işaret üzerinde hak elde ettiği, kötüniyetli tescillerin korunmayacağının kabul edildiği, davacının belli bir potansiyeli olan markayı tescilinin kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davalı adına tescilli 2000 24667 nolu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14174, K. 2011/6422, 26 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama