KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14710 E., 2011/7353 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
364 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.10.2009 tarih ve 2006/105-2009/484 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı iken hisselerini devrederek şirket ortaklığından ayrıldığını, ortak olduğu dönemde şirkete verdiği borç paranın ayrılmasına rağmen ödenmediğini ileri sürerek, 12.589,24 TL' nın temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ortak olduğu dönemde müvekkili şirkete verdiği borcun müvekkilince ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketten alacaklı olduğunu yazılı delille kanıtlayamadığı, davalı şirketin ticari defterlerinden davalının davacıya olan tüm borçlarını 2005 yılı sonunda ödediği ve davalının davacıya borcu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının daha önce ortağı olduğu davalı şirkete borç olarak verdiği paranın tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekili, davacının, müvekkili şirkete ortak olduğu sıralarda müvekkiline borç verdiğini, ancak borcun müvekkilince ödendiğini, müvekkilinin ödeme nedeniyle davacıya borçlu olmadığını savunmuş, bilirkişilerce davalı defterleri üzerinde yapılan incelemede davacının, davalı şirkete borç verdiği, borcun 2005 yılı Aralık ayında ödendiğine ilişkin davalı defterlerinde kayıt bulunduğu, ancak defterdeki kayıtların dayanağı olan kasa veya tediye fişlerinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıdan borç aldığını kabul edip davalı defterlerinden de davacıdan borç alındığı anlaşılmasına göre artık davacının, davalıya borç verdiği sabit olduğundan davacının alacağını ayrıca yazılı delille kanıtlaması istenemez. Diğer yandan, davalı yan aldığı borcu ödediğini iddia etmekle, borcun ödendiğine ilişkin kanıt yükü davalıya geçmiştir. Keza, borcun ödendiğine ilişkin belgelerin de davalı elinde bulunması gerekir.
Bu durumda, mahkemece, davacıdan alınan borç paraların ödenip ödenmediği, ödenmiş ise buna ilişkin kanıtların nelerden ibaret olduğu, davalıdan sorulup, neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, davalıda olan kanıt yükünün davacıya yüklenerek yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14710, K. 2011/7353, 16 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama