KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14818 E., 2011/7466 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
316 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.10.2009 tarih ve 2007/514-2009/529 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Halkbank A.Ş.’nin birleşme suretiyle devraldığı Pamukbank T.A.Ş.’nin 1700 adet intifa senedinden 65 adedinin sahibi olduğunu, 1999-2000 yıllarına ait kar payını alamadığını, buna ilişkin olarak sorumluluğun bankayı devralan davalıya ait olduğunu ileri sürerek, intifa senedinin sözleşme ilişkisinden kaynaklanan sorumluluğunun davalı bankada olduğunun tespitini, muarazanın önlenmesini, 1999 yılı kar payı ana para ve faiz alacağı 25.000, 2000 yılı ana para ve faiz alacağı 25.000 TL olmak üzere toplam 50.000 TL’nın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 19.06.2002 tarih ve 403 sayılı TMSF Yönetim Kurulu kararı ile Pamukbank T.A.Ş. hisselerinin tamamının devralındığını, banka zararının ortakların bankadaki haklarını temsil eden öz kaynakların çok üstünde olduğunu, kâr payı talep edilen dönemlere ilişkin bankanın zararı olup gerçekte kârının bulunmadığını, bilançolarda gösterilen kârın fiktif olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, Pamukbank T.A.Ş.’nin dava konusu döneme ait bilançolarının yöntemine uygun oluşturulmadığı, dönem sonlarında mali tabloların fiktif olarak gösterildiği, bankanın kurucu hisse senedi sahiplerinin kâr payı istemelerinin mümkün olmadığı, kurucu intifa senetlerinden doğan yükümlülüğün davalı bankada bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14818, K. 2011/7466, 20 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama