KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/1719 E., 2010/7429 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
506 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.10.2007 tarih ve 2006/1286 - 2007/1096 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 12.680,00 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ... şirketine sağlık poliçesi ile sigortalı müvekkilinin 25.06.2006 tarihinde trafik kazası geçirdiğini, davacının ödediği sağlık harcamalarının davalı tarafından ödenmemesi üzerine tahsiline yönelik başlatılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazının iptali ile %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının motorsiklet ehliyetinin olmadığını, bu nedenle tedavi giderlerinin müvekkili sigorta şirketince ödenmediğini, davacının tedavi giderleri isteminin başvuru formunun düzenlendiği 22.02.2006 tarihinde geçerli olan genel ve özel şartlar hükümleri gereği reddedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davaya konu kazanın davacı tarafından kullanılan motosikletin devrilmesi sonucu oluştuğu, ancak davacının motosiklet sürücü belgesi bulunmadığı, sürücü belgesi olmadığı halde motosiklet kullanmakla kendisini bilerek tehlikeye atmış olduğu ve bu durumda oluşan yaralanmanın teminat kapsamı dışında bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, can sağlığı sigorta poliçesine dayalı olarak tedavi giderlerinin tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, davacının davalı ... şirketine anılan poliçe ile sigortalı olduğu, motorsiklet ehliyetinin bulunmadığı ve tek taraflı kaza sonucu yaralandığı, tedavi giderlerinin davacı tarafından ödenmek zorunda kalındığı dosya kapsamı ile sabittir.Uyuşmazlık,davacının motorsiklet ehliyetinin bulunmamasına bağlı olarak tedavi giderlerinin poliçe teminatı kapsamında olup olmadığı noktasında topllanmakta olup, mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda yukarıda yazılı gerekçelere davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, Hastalık Sigortası Genel Şartlarının 2/c maddesi "Tehlikede bulunan kişileri ve malları kurtarmak hali müstesna, sigortalının kendisini bile bile ağır bir tehlikeye maruz bırakacak hareketlerde bulunması" hali teminat harici bırakılmış ve Can Sağlığı Sigortası Özel Şartları'nın 15. maddesinde de aynı düzenlemeye yer verilmiş ise de, ehliyetsiz motorsiklet kullanımıyla kaza arasında doğrudan bir illiyet bağının varlığı açıkça saptanmadan,
başka bir ifade ile motorsiklet ehliyeti yoksunluğuna ilişkin halin olayın meydana geliş şekli bakımından acemiliğini gösterdiği bunun kazanın oluşumuna doğrudan etkisi olup olmadığı hususu üzerinde durulmadan daha açık bir ifadeyle ehliyetsiz motorsiklet kullanarak sigortalının kendisini bile bile ağır bir tehlikeye maruz bırakacak harekette mi bulunduğu açıklığa kavuşturulmadan davaya konu kazaya bağlı yaralanmanın anılan hükümler çerçevesinde yorumlanıp değerlendirilmesi olanaklı değildir.
Kaldı ki, davacının ehliyetinin bulunmamasının ayrıca bir idari yaptırım gerektirmesi kazanın doğrudan anılan hükümler çerçevesinde değerlendirmesini dahi haklı kılmayacaktır..
Bu durumda, mahkemece, davaya konu uyuşmazlığın yukarıda yapılan açıklamalar ve ilkeler çerçevesinde ele alınması ve oluşacak sonuca göre bir karar karar verilmesi gerekirken sonuçta yanlış ilkeye ve eksik inceleyemeye dayalı isabetli olmayan yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1719, K. 2010/7429, 28 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama