KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/1853 E., 2010/7829 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
659 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Adıyaman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.11.2008 tarih ve 2008/207 - 2008/599 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, yıllarca davalı kooperatifin ortağı, yönetim kurulu başkanı ve müdürü olarak görev yaptığını, 1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri için çıkarılan 553 Sayılı KHK nin değiştirilerek kabulüne dair 06.04.2005 gün ve 5330 Sayılı Kanunun gereğince, personelin kooperatiflere ortak olamayacağı ve yönetim kadrolarına seçilemeyeceği hükmünün getirilmesi sonucu, kooperatif ortaklığına ve yönetim kurulu başkanlığı görevine son verildiğini, yaptığı müracaatın sonuçsuz kaldığını, idare mahkemesine kararın iptali sitemiyle açtığı davanın görev yönünden ret edildiğini,
1581 Sayılı Kanun ile 553 Sayılı KHK gereği çıkartılan ana sözleşmenin 7. maddesinde düzenlenen ortaklık şartlarını taşıdığı halde, davalı tarafından ortaklığa kabul edilmediğini, ileri sürerek 2524 Sayılı Adıyaman Tarım Kredi Kooperatifin ortağı olarak kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkili Kooperatifin ortaklığına giriş esas ve usulünün, ana sözleşmenin 7 ve 8. maddelerinde düzenlendiğini, bu maddeler gereği ortaklığa kabul edilmeyen üreticilerin üst kuruluşlara itiraz hakkının bulunduğunu, Merkez Birliği Yönetim Kurulu’nun bu konuda vereceği kararın da kesin olduğunu, davacının yasal prosedürü tamamlamadan böyle bir dava açamayacağını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının, davalıya ortak olmak için başvurduğu, anasözleşmenin 7 ve 8 nci maddeleri koşullarını taşımadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verildiği, bu karara karşı öncelikle Merkez Birliği Yönetim Kurulu’na başvurması gerektiğinin savunulduğu, dava için ön şart olarak ileri sürülen bu düzenlemenin, ortak olmak için başvuranlar için değil, işleyiş bakımından davalı bakımından öngörülen bir düzenleme olduğu, işin esasına girilmesi gerektiği, davacının başka bir kooperatife ortak olmadığı, faaliyet alanında arazilerinin bulunduğu,
ayrıca davacının eşinin davalıya ortaklığının bulunmadığı, anasözleşmenin ‘üretimdeki kazancı müşterek başka bir ortağın aile fertlerinden olmamak’ şeklindeki ‘ 7 nci maddenin c bendinin hiçbir kooperatife ortak olmamak şeklinde yorumlanmayacağı, davalının, davacı ile aralarında önceye dayalı hukuki ihtilaf olması nedeniyle ortaklık kaydını yapmadığı, davalı yönetim kurulu kararının iptali isteminin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, yönetim kurulu kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı ... kooperatifine ortak olarak kabul edilmesi kararı verilmesi istemine ilişkindir. Davacı, ortak olma koşullarını taşıdığı halde davalı yönetim kurulunun kendisini ortaklığa kabul etmediğini, isteminin reddine karar verdiğini, oysa kendisinin anasözleşmede ortak olmak için açıklanan tüm koşulları taşıdığını ileri sürmüştür.
Davalı vekili, davacının ortak olma koşullarını taşımadığını, ayrıca ortaklık başvurusunun reddine ilişkin karara karşı üst kuruluşa itiraz etme hakkının bulunduğunu savunmuştur. Mahkemece, yazılı gerekçe ile hüküm kurulmuştur. Bu dava, esas itibariyle ortaklık başvurusuna ilişkin davalının yarattığı çekişmenin giderilmesine ilişkindir. Davalı, kamusal fonksiyon gösteren kooperatif niteliğindedir.
Bu kooperatife ortak olmak için gerekli şartlar, anasözleşmenin 7 ve 8 nci maddesinde açıkça sıralanmıştır. Ortak alımında sınırlama bulunmamaktadır. Esasen, bu yönde bir savunma da yapılmamıştır. Koşulları bulunduğu takdirde davalının ortaklık kaydını yapmak yükümlülüğü mevcuttur.
Ancak, davalı anasözleşmesinin 8/son maddesinde ortaklığa kabul olunmayan üreticilerin üst kuruluşlara itiraz hakkı olduğu, Merkez Birliği Yönetim Kurulunun vereceği kararın kooperatif hükmi şahsiyeti yönünden kesinlik arz edeceği hususu hükme bağlanmıştır. Karar gerekçesinde açıklananın aksine, bu düzenleme, salt davalının iç işleyişle ilgili değildir.
Kooperatife ortak olmak için başvuran kişilerin yararı da dikkate alınarak ihdas edilmiş olup, ortak olarak kayıt edilme bakımından ek bir imkan daha tanımaktadır. Çünkü, üst kuruluşun kararının davalı yönetimini bağlayıcı özelliği bulunmaktadır. İtirazın reddine ilişkin üst kuruluş kararına karşı çekişmenin giderilmesi için dava yoluna başvurulması tabidir. Ancak, ortaklık başvurusu kabul edilmeyen kişilerin davalının bağlı olduğu üst kuruluşlara başvurusu zorunludur.
Somut olayda davacının davalı yönetim kurulu kararına karşı üst kuruluşlara itiraz etmediği sabittir. Bu durum karşısında, davacının davalı yönetim kurulu kararına karşı üst kuruluşlara itiraz etmediği, bu yönüyle davasını erken açtığı dikkate alınarak reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1853, K. 2010/7829, 5 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama