KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/1922 E., 2010/7905 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
292 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 6.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.05.2008 tarih ve 2007/154-2008/513 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından işyeri paket sigorta poliçesiyle sigorta örtüsü altına alınan sigortalısına ait işyerinde apartmanın ortak alan borularından sızan pis suların sirayet etmesi sonucu oluşan 7.174,27 TL hasar bedelini sigortalısına ödediklerini ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın apartman yönetimine değil tek tek kat maliklerine yöneltilmesi gerektiğini, apartman yöneticisinin kat maliki olmadığını savunarak, husumet ve esas yönünden davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, apartman yöneticisinin kat maliki olmadığı, kat maliki olmayan kişiye dava açılması halinde diğer maliklerin davaya katılımlarının sağlananarak davaya devam edilemeyeceği gerekçesiyle pasif husumet yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sigorta tazminatının kat maliklerinden rücuan tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar dava dilekçesinin başlığında davalı olarak ... gösterilmiş ise de, dilekçeninn sonuç kısmında, dava konusu alacağın kat maliklerinden arsa payları oranında müştereken ve müteselsilen tahsilinin talep edildiği, bu nedenle mahkemece, davacının temsilcide yanıldığının kabulü ile tüm kat maliklerinin davaya katılımlarının sağlanarak taraf delilleri toplanıp oluşan sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1922, K. 2010/7905, 5 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama