KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2115 E., 2010/8199 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Birleşen dava
- Ankara Asliye 6. Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2006/172 E
Karar Metni
811 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.06.2008 tarih ve 2005/601 - 2008/258 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı kooperatifin ortağı olan müvekkiline gönderilen 19.10.2005 tarihli ihtarname ile 5.223,77-YTL anapara, 57.778,95-YTL işlemiş faiz olmak üzere 63.002,72-YTL'nin ödenmesinin talep edildiğini, oysa müvekkilinin borcunun bu miktar olmadığını ileri sürerek, muarazanın giderilerek belirtilen tutar kadar borçlu olunmadığının tespitini talep ve dava etmiş, birleşen davada da müvekkilinin usulsüz ihtarnamlere dayalı olarak ortaklıktan ihraç edildiğini iddia ederek, ihraç kararının iptalini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkili kooperatifin 2004 yılı genel kurulunda yapılan ödemelerin öncelikle birikmiş faiz borcuna sayılacağının kararlaştırıldığını, ihraç kararının usulüne uygun olduğunu savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve kısmen benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, genel kurul kararlarının etkisini kural olarak geriye doğru değil ileriye doğru göstereceği, 08.05.2005 tarihli genel kurulda alınan kararda BK'nun 84 ncü maddesinin uygulanmasının geçmişten kalan borçlarında dahil olduğuna ilişkin bir ibare bulunmadığı, alınan kararın alındığı tarihten sonra geciken ödemelerde uygulanması gerektiği, davacının anılan kararın alındığı tarihten sonra geciken ödemesinin bulunmadığı, bu bağlamda davacıdan 1.ihtarname ile 2.823,77-YTL ana paradan, 16.100,40-YTL işlemeiş faiz borcundan olmak üzere fazla talepte bulunulduğu, davacıya gönderilen ihtarnamdeki tutarın gerçek borcu yansıtmadığı gerekçesiyle, birleşen davanın kabulüne asıl davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl dava menfi tespit, birleşen dava ise ihraç kararının iptali istemine ilişkin olup, Kooperatifler Kanunu’nun 27.maddesi uyarınca ortaklardan parasal yükümlülüklerini yerine getirmeleri istemini belirtir ihtarnamelerdeki borç miktarının doğru olarak hesaplanması gerekir. Şayet kooperatif ortağı borç miktarına itiraz edip menfi tespit davası açmış ise, bu davanın sonucu beklenmeden ortaklıktan çıkarma kararı verilmemelidir.
Dava konusu olayda ise, davalı kooperatif tarafından 19.10.2005 tarihinde keşide edilen ihtarname sonrasında “borçlu olmadığının tespiti” istemi ile davacı ortak tarafından 21.12.2005 tarihinde işbu dava açılmıştır. Menfi tespit davasının yargılaması devam ederken davalı kooperatif tarafından gönderilen ikinci ihtarname sonrasında, yönetim kurulu tarafından 04.01.2006 tarihinde davacı hakkında ihraç kararı verilmiş olup, anılan kararın iptali istemi ile 05.04.2006 tarihinde açılan davanın, işbu dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Davalı kooperatif tarafından, açılan menfi tespit davasının sonucu beklenilmeden, asıl borcu belli olmayan davacı hakkında ihraç prosedürünü devam ettirmesi yasaya aykırılık teşkil eder. Bu nedenle, davacı hakkında verilen ihraç kararının dayanağı olan ihtarnameler usulünce düzenlenmediğinden, Kooperatifler Kanunu’nun 27.maddesine aykırı olarak verilen ihraç kararının bu gerekçeyle iptali yerinde olup, mahkemece, davanın açıklanan bu gerekçeyle kabulü gerekirken, yazılı gerekçelerle kabulü yerinde değil ise de, sonucu itibariyle doğru olan hükme ilişkin olarak davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile anılan kararının değişik bu gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyizine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Asıl dava menfi tespit istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık,davacı ortağa gönderilen ihtarnameleride belirtilen miktarda borcu olup olmadığı noktasında toplanmakta olup, BK.’nun 84 ncü maddesi hükmüne göre, faiz ve masrafları ödemede geciken borçlunun, yaptığı kısmi ödeme alacaklı tarafından öncelikle faize mahsup edilebilir. Bu ilke, aksi yönde bir genel kurul kararı alınmadıkça veya davalı kooperatifte aksi yönde bir uygulama bulunmadıkça, kooperatif alacaklarında da uygulanır. Öte yandan, genel kurul kararlarının uygulanabilmesi için tebliğe gerek olmadığı gibi alınan kararlar genel kurula katılmayan ortakları yönünden de bağlayacağı olacaktır.
Somut olayda, 2004 yılı olağan genel kurulu olan 08.05.2005 tarihli genel kuruldan da önce 27.02.2000 tarihinde yapılan 1999 yılı olağan genel kurul toplantısında da, yapılan ödemelerin varsa önce gecikme cezasına mahsup edilmesi yönünde alınmış bir karar bulunduğu dosya kapsamı ile sabit olup, davalı tarafından bu genel kurulun varlığının açıkça savunulmamış olması anılan genel kurulda alınan kararın uygulanmasına engel teşkil etmez. Kaldı ki, anılan genel kurulda alınan kararının en yetkili organ olan genel kurulun iradesine aykırı şekilde yönetim kurulunca uygulanmamış olması hususunda yönetim kurulunun sorumluluğuna ilişkin bir husustur.
Bu durumda, mahkemece, davacının asıl davadaki menfi tespit isteminin yukarıda yapılan bu açıklamalar çerçevesinde ele alınması, açıklanan bu ilkelere göre değerlendirme içeren, denetime elverişli aynı kuruldan ek bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu esaslara uymayan ek raporun hükme esas alınması suretiyle eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış,asıl davanın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2115, K. 2010/8199, 12 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama