KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2144 E., 2010/5730 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Ankara Asliye 7.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
568 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 7.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.10.2008 tarih ve 2007/361-2008/346 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin babası ...'nun 23.04.2005 tarihinde vefat etmesiyle mirasçı olarak eşi ... ile çocukları ... ve ... ile murisin ilk eşinden olan davacı ...'nun kaldığını, murisin vefatından bir yıl önce maliki olduğu bir taşınmazın satış bedelini % 95 hissedarı olduğu davalı şirkete borç olarak verdiğini, şirketin muhasebe kayıtları ve bilançosunda ortaklara olan borç adı altında 251.700 YTL'nin kayıtlı olduğunu, murisin bu paradan dolayı alacaklı bulunduğunu, paranın terekeye dahil olduğunu, müvekkilinin 1/4 miras payı bulunduğunu, bu paranın 62.925,17 YTL'nin müvekkiline ait olduğunu,
müvekkilinin şirketteki miras payını davalı ...’ya devrettiğini, devir bedelini aldığını, şirketteki muris alacağını sonradan öğrendiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 YTL'nin, ıslahla 63.106,97 YTL’nin faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının miras payının 125.000 YTL karşılığı davalı ... tarafından alındığını, devir ve ibra sözleşmesine göre birbirlerini ibra ederek başkaca hak ve alacakları olmadığını kabul ettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin defterlerinde muris ...'nun alacağının gözüktüğü, muristen davacıya intikal eden şirket hisselerinin devri içerisinde şirketten olan alacakların devrinin yapılmadığı, devirde dava konusu alacak nazara alınmamış olup devre ilişkin sözleşmede şirketin taraf olmadığı, sözleşmeye şirket adına imza atılmadığı, şirketin borcundan dolayı şirket alacaklısının veraset ilamındaki 1/4 hisseye karşılık olan alacağa dair dava açma hakkı bulunduğu, şirket hissesinindevrininşirkettekialacağıkapsamadığı,şirketinmurise
dolayısıyla davacıya hissesi oranındaki borcunun tahsiline yönelik olarak açılmış bulunan işbu davada şirketin borcundan dolayı gerçek şahısların sorumluğunun bulunmadığı, davacının davalı şirketten alacağının 63.106,97 YTL olduğu gerekçesiyle davanın davalı şirket yönünden kabulü ile 63.106,97 YTL'nin 5.000,00 YTL'lik kısmına 07.05.2007 dava tarihinden, 57.106,97 YTL'lik kısmına ıslah tarihinden yasal faiz uygulanarak davalı şirketten tahsiline, davalılar ..., ...,... aleyhindeki davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
Dava, muris tarafından davalı şirkete verildiği iddia edilen borç paranın davacının payına düşen miktarın davalı şirketten tahsiline ilişkindir. MK’nun 640. maddesi gereğince mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olup mirastan doğan alacak, iştirak halinde bir alacak olup, müteselsil alacak değildir. Çünkü alacaklılar arasında kanuni teselsül vardır denebilmek için, alacaklılardan her birinin alacağın tamamını istemek hakkına malik olması lazımdır.
Halbuki mirasçılardan bazısı, alacağın tamamını talep hakkını haiz olmayıp, bütün mirasçılar birlikte yahut hakim tarafından miras şirketine tayin olunacak bir mümessil marifetiyle bu haklarını kullanabilirler (Prof.Dr. Baki KURU, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Cilt 1, syf. 982-983). Dairemizin 27.03.1995 tarih ve 1995/1248E.
1995/2596 K. sayılı ilamında “Miras ortaklığının sona erdiği iddia edilmediğine göre, miras bırakanın davalı banka nezdindeki mevduat hesabının paylaştırılması konusunda tüm mirasçıların birlikte hareket etmeleri veya miras ortaklığına temsilci atamaları veya iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete dönüştürülmesi hakkında mahkemeden ilam alınması gerekmektedir” şeklinde açıklama yapılmıştır.
Somut uyuşmalıkta davacı davada kendisine düşen payı istediğinden, mahkemece davacının böyle bir davayı tek başına açamayacağı, kendi payına düşen kısmı için tahsil talebinde bulunamayacağı, resen de nazara alınması gereken bu husus nazara alınarak davanın reddine karar vermek gerekirken davanın kabulü doğru görüşmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2144, K. 2010/5730, 24 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama