KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2324 E., 2011/307 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
884 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.10.2008 tarih ve 2007/52 - 2008/354 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.01.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait taşınmazın, 1992 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan karar ile davalı kooperatife satıldığını ancak, sözü edilen genel kurulun toplantı nisabı sağlanmadan yapıldığını, bu nedenle kararın geçersiz olduğunu, ayrıca genel kurul ve satış tarihinde davacı kooperatifin yedek yönetim kurulu üyesi olan şahsın aynı zamanda davalı kooperatifin de başkanlığını yaptığını ileri sürerek, geçersiz karara dayalı olarak yapılan taşınmaz satışının ve davalı adına tapunun iptali ile davacı kooperatif adına tapuya yazımına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; anılan taşınmazın satışına ilişkin ilan verilmesi üzerine bedeli ödenerek satış işleminin gerçekleştiğini, müvekkilinin iyiniyetli mutesip olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; toplanan kanıtlara göre, taşınmazın davacı kooperatifin 13.06.1993 tarihli genel kurul toplantısında satılması kararının alındığı genel kurulda alınan yetkiye dayanarak satış işlemini davacı kooperatifin yönetim kurulu üyelerinden Servet Ayzeren ve Ahmet Tekayak‘ın gerçekleştirdiğini, o tarihte davalı kooperatifin başkanı olan Nevzat’ın davalı kooperatifin yedek yönetim kurulu üyesi olmasının genel kurul kararının usulsüzlüğünü bildiği sonucuna götürmeyeceği, satış için yönetim kuruluna yetki verilen genel kurul kararlarının iptali davasının eldeki dava açısından sonuca etkili olmayacağı,
zira davacı kooperatifin kendi iç işleyişi ile ilgili olan bu hususun ancak o tarihteki yöneticilerin sorumluluğu açısından etkili olabileceği, davalı kooperatifin taşınmaza iyiniyetle malik olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine “ her ne kadar resmi biçimde taşınmaz satış işlemi tekemmül ettirilmiş ve taşınmazın mülkiyeti davalı kooperatife geçirilmiş ise de,
davacı kooperatifin işlemine dayanak olay 13.06.1993 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğu iddia edildiğine göre bu konuda açılmış bulunan genel kurul kararının yoklukla malül olduğunun tespitine ilişkin davanın sonucu eldeki dava açısından bekletici sorun yapılıp, sonucuna göre karar vermek gerekmektedir.”gerekçesiyle davacı yararına bozulmuş, direnme kararı da YHGK tarafından bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyulmuş, dosya kapsamına göre,genel kurul kararının iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği, davaya konu edilen Eskişehir Merkez Sazova mah. 2158 ada 16 parselin 39204/183900 hissesi yargılama sürerken imar uygulamasına tabi tutulduğu ve davaya konu bu hissenin Eskişehir Merkez Sazova mah.
8383 ada 1 parsele 992/2400, aynı mahalle 8395 ada 1 parsele 213/2400, aynı mahalle 8396 ada 1 parsele 420/2400, aynı mahalle 8410 ada 1 parsele 483/2400, aynı mahalle 8492 ada 1 parsele 236/2400 hissesi davalı kooperatif adına olacak şekilde revizyon gördüğü,bu durumda davaya konu yerlerin bu hisseler olduğu, davanın bu hisselere yönelik kabul edildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile Eskişehir Merkez Sazova mah.8383 ada 1 parseldeki 992/2400, aynı mah.
8395 ada 1 parseldeki 213/2400, aynı mah. 8396 ada 1 parseldeki 420/2400, aynı mah. 8410 ada 1 parseldeki 483/2400 ve aynı mah. 8492 ada 1 parseldeki 236/2400 olan davalı hisselerinin iptaline, davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin temyizine gelince; mahkemece dava konusu edilen hisseli taşınmazın dava açıldıktan sonra imar uygulamasına tabi tutulduğu ve reziyon gördüğü gerekçesiyle, oluşan yeni hisseler hüküm fıkrasında gösterilerek, bu yeni hisselerin iptaline karar verilmiştir.
Tapu Sicil Müdürlüğü'nün yargılama sırasında gönderdiği 24.01.2008 tarihli cevabi yazıda davalı adına oluşan yeni hisseler bildirilmiş ve bunlarla ilgili tapu kayıtları eklenmiştir.
Mahkemece, bu cevap yeterli görülmemiş ve dava konusu hisseli taşınmazın ne kadarının imar uygulamasına tabi tutulduğu, bir kısmının imar uygulaması dışında kalıp kalmadığı, davalının başka bir hissesinin bu yeni parsellere revizyon görüp görmediği hususlarının bildirilmesi istenilmiş olup, gelen 17.10.2008 tarihli cevabi yazıda, dava konusu hisseli taşınmazın ne kadarının imar uygulamasına girdiği, kooperatife ait diğer hisselerin ne kadarının ve hangi parsellere revizyon gördüğü hususlarını gösteren şuyulandırma cetvellerinin ekte gönderildiği bildirilmiştir.
Mahkemece, anılan her iki cevabi yazıdan gerekçede sözedilmeden üst yazılarda geçen ve yeni oluştuğu bildirilen hisselerin ada, parsel ve hisseleri belirterek hüküm tesis edilmiştir. Mahkemece yetersiz görülen hususlara üst yazıda yeterli cevap verilmemiş, cetvellerin ve tapu kayıtlarının gönderilmesi ile yetinilmiş olup, anılan hususlar aydınlığa kavuşmamıştır.
17.10.2008 tarihli cevabın üst yazısında dava konusu hissenin imar uygulaması sonucu 5 ayrı parsele dönüştüğü bildirilmişken, ekindeki kök tapu kaydı fotokopisinde dava konusu hisseli taşınmaza ait irtifak hakları ve gayrımenkul mükellefiyetleri bölümünde anılan 5 ayrı yeni parselden başka farklı birkaç ada ve parsel numaralarına daha yer verilmiş olması nedeniyle, üst yazı ile ekindeki bilgilerin uyumlu olmadığı izlenimi doğmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, anılan terredüt noktaları üzerinde durulması, gerektiğinde tüm tapu kayıtları ve dayanakları üzerinde uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılarak görüş alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, denetime elverişli olmayan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2324, K. 2011/307, 18 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama