KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/234 E., 2010/6138 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
385 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/05/2008 tarih ve 2007/565-2008/429 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilince araç çarpması teminatı içerir sigorta poliçesiyle sigortalanan işyerine davalı adına kayıtlı araç sürücüsünün çarparak zarar verdiğini, meydana gelen riziko bedelinin sigorta ettirene ödendiğini ve zararın oluşumunda davalı sürücüsünün tam kusurlu olduğunu ileri sürerek, 5.592,00 TL’nin davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, yetki itirazında bulunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının yetki itirazında iki ayrı yerin yetkili olduğunu ileri sürmesi nedeniyle yetki itirazı usule uygun olmadığından reddinin gerektiği ve sigortalı işyerinde hasar oluşmasına neden olan kazada davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Davalı, kendisinin ikametinin Manavgat ilçesinde bulunduğunu, tazminata konu kazanın ise Antalya’da olduğunu, davanın bu iki yerin birinde açılmasının gerektiğini ileri sürerek yetki itirazında bulunmuş, mahkeme tarafından ise davalının yetki itirazının iki ayrı yer içermesi nedeniyle usule uygun olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Oysa, bir davanın görülmesi sırasında birden fazla mahkemenin yetkili olması durumunda seçim hakkının davacıya ait olduğu tartışma götürmeyecek şekilde açıktır. HUMK.'nun 27 nci maddesi gereğince davacı bu hakkını yanlış kullanarak yetkisiz mahkemede dava açtığı takdirde doğal olarak seçim hakkı ilk itiraz olarak davalıya geçecektir. Davalı yetki itirazında yalnızca bir mahkemeyi göstererek seçim hakkını kullanabilir. Bu durumda, mahkemece dosyanın yetkili yer mahkemesine gönderilmesi gerekir. Buna karşılık davalı yetki ilk itirazında birden fazla yetkili mahkemeyi gösterdiği takdirde seçim hakkı bu sefer tekrar davacıya ait olacaktır.
Somut olayda yetki itirazında bulunan davalı, birden fazla mahkeme göstererek seçim hakkını yitirmiş, bu hak davacıya geçmiştir.
Bu durumda mahkemece, davalının yetki itirazının kabulü ile davacıya Manavgat veya Antalya mahkemelerinden birisini seçme hakkı tanınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/234, K. 2010/6138, 31 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama