KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2344 E., 2010/8201 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
753 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.10.2008 tarih ve 2006/307 - 2008/241 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, aydınlatma elemanları alanında fa...yet gösteren müvekkili şirketin aydınlatma armatürü tasarımlarının bulunduğunu, bunların 3528 ve 1801 numaralarıyla tescilli olduğunu, davalı şirketin bu tasarımları kendi üretimiymiş gibi piyasaya sürdüğünü, bu ürünlerin müvekkilinin tasarımları ile çok belirgin biçimde benzer olduğunu, davalının bu eyleminin 554 sayılı KHK’ya aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, davalının tasarıma tecavüz oluşturan eylemlerinin durdurulmasını, bu şekilde üretilen, satılan ürünlere el konulup saklanmasını, 554 sayılı KHK’nin 50 ve 52/1-b maddesi gereğince hesaplanmak suretiyle 6.000 YTL maddi tazminat ile 3.000 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsilini, kararın ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinden ...'ye bu davada husumet yöneltilemeyceğini, 554 sayılı KHK’ya göre tescilli tasarım koruması için tasarımın yeni ve ayırd edici olması gerektiğini, davacının bir tasarımının tasarım koruma süresinin sona erdiğini, diğer tasarımının ise korumadan faydalanamayacağını, çünkü yenilik koşulunu taşımadığını, esasen aydınlatma ürünleri alanındaki ürünlerin birbirinin tekrarı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının her iki tasarımının da dava tarihinde geçerli olduğu, 1801 nolu tasarımı ile 03528 nolu çoklu tasarımda yer alan 1 nolu tasarım, başvuru tarihi itibarıyle yeni ve ayırd edici iken, 03528 nolu tasarımda yer alan 12 no’lu tasarım, aynı tarih itibarıyle yeni ve ayırd edici nitelikte olmadığı, yoksun kalınan kar hesabı bakımından 554 sayılı KHK’nin 52/1-b maddesindeki hesaplama yönteminin seçildiği,
maddi zarar hesaplamasında her ne kadar hükümsüzlük davası açılmamış ve hükümsüzlüğe karar verilmemiş ise de başvuru tarihinde yeni ve ayırd edici olmayan 03528 nolu tasarım tescil belgesindeki 12 nolu tasarımın dikkate alınmadığı, bu tasarım için tazminat hesabına gerek olmadığı sonucuna ulaşıldığı, tasarımın yeni olmadığının açıkça anlaşıldığı hallerde, hukuka aykırı olarak tescil ettirilmiş olan ancak yeni olmayan bir tasarıma dayanılarak tazminat istenemeyeceği, bu nedenle 12 nolu tasarımı hariç tutularak diğer iki tasarım için kısmen maddi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki (3) nolu bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyizine gelince; dava, 554 sayılı KHK'ye dayalı tescilli tasarıma tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili ve ilan istemine ilişkin olup, mahkemece, tasarımın yeni olmadığının açıkça anlaşıldığı hallerde, hukuka aykırı olarak tescil ettirilmiş olan ancak yeni olmayan ve hükümsüz kılınması sözkonusu olan bir tasarıma dayanılarak tazminat istenemeyeceği gerekçesiyle, bu bağlamda davacının 12 nolu tasarımı hariç tutulmak suretiye diğer iki tasarım için yazılı şekilde hesaplanan maddi tazaminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa, mahkemenin kabulünün aksine davacı adına usulüne uygun tescil edilmiş bir tasarımının varlığı karşısında davalı tarafından davacı aleyhine tescilli tasarımların yeni ve ayırt edicilik unsurları taşımadığı iddiasına dayalı hükümsüzlük davası açılmadan, ancak hükümsüzlük davasına konu olabilecek bu iddianın işbu davada savunma olarak dillendirilmesi, bu bağlamda bu savunmanın bu davada irdelenmesi olanaklı değildir.
Başka bir deyişle, davacının usulüne uygun bir tasarımının bulunmasına rağmen aleyhine tasarım veya tasarımlarının hükümsüzlüğüne ilişkin bir dava açılıp olumlu bir şekilde sonuçlanmadan tümü ile hükümszülük davasına konu olabilecek iddialarının işbu davada savunma olarak değerlendirilmesi kabul edilmez.
Esasen, davacıya ait tescilli tasarımının ayırt edici ve yeni olmadığı iddiası bu davanın konusu olmadığı gibi aksi h...n kabulü usulüne uygun tescilli bir tasarımın hukuki varlığını korumasına, tescilden doğan hakkın devam etmesine rağmen davacının hukuki korumadan yararlanamaması sonucunu doğuracağı da kuşkusuzdur. Varılacak olan bu sonucun da 554 sayılı KHK'nin amaçladığı ilkelerle bağdaşmayacağı da açıktır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının tescilli tasarımının terkine kadar hukuki koruma altında olduğu ilke olarak kabul edilmek, davacıya ait 12 nolu tasarımının da maddi tazminat hesabında dikkate alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, sonuçta yanlış ilkeden hareketle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3-Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin manevi tazminatın miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2344, K. 2010/8201, 12 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama