KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2544 E., 2010/8311 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
759 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.04.2008 tarih ve 2005/8 - 2008/285 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılardan ...ve ...vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan ...’in müvekkilinin acentesi olarak 8.261,70 YTL borcunu ödememesi nedeniyle acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, diğer davalıların ise acentenin borcunun teminatı olarak 30.000 YTL ipotek borçlusu olduklarını ileri sürerek, 8.261,70 YTL’nın temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, sözleşmenin haksız feshedildiğini, iptal edilmesi gereken bir kısım poliçelerin davacı tarafından iptal edilmeyerek primlerin müvekkilinden istenildiğini, müvekkilinin borcu olmadığı gibi davacıdan komisyon alacağının bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, alınan üç ayrı bilirkişi raporunda farklı hesaplamanın yapıldığı, ilk bilirkişi raporu ile son bilirkişi raporunun içerik olarak benzer olduğu, ikinci bilirkişi raporunun ise diğer iki bilirkişi raporundan farklı olduğu, buna göre ilk bilirkişi raporunda belirlenen ve daha düşük olan 2.066,51 YTL alacağa davacının itiraz etmediği, bu durumun davalı yararına kazanılmış hak olduğu, borcun ipotek ile teminat altına alındığı ve ipoteğin paraya çevrilme yoluna gidilmeden asıl borçlu için dava açılamayacağı gerekçesiyle asıl borçlu hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 2.066,51 YTL’nın temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan ...ve ...vekili ve katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacak ist...ilişkindir.
Somut olayda, mahkemece, davalılardan ...’in acente olması nedeniyle davacıya karşı asıl borçlu konumunda bulunduğu, diğer davalıların ise acentenin borcunun teminatı olarak taşınmazlarını davalı lehine ipotek verdikleri ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna gidilmeden asıl borçlu için dava açılamayacağından davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, İİK’nun 45. maddesinde rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu hakkında ancak rehinin paraya çevrilmesi yoliyla takip yapılabileceği düzenlenmiş olup, asıl borçlu hakkında doğrudan dava açılmasına engel bir durum yoktur. Bu itibarla, mahkemenin davalı ... yönünden vermiş olduğu red kararı doğru olmayıp, kararın bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, davaya konu alacağın ipotek ile teminat altına alınmış olması nedeniyle mahkemece ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamın infaz edilmesi gerektiğinin hüküm yerinde gösterilmemiş olması da doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
3-Mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davacı vekili, davalı ...’in acente olarak müvekkiline 8.261,70 YTL borcu olduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise ısrarla borcun bulunmadığını, primleri ödenmeyen bir kısım poliçelerin iptal edilmesi gerektiğini bu nedenle alacaklı dahi olduğunu savunmuş, bu hususların tesbiti için üç ayrı bilirkişi heyetinden raporlar alınmış ve mahkemece bu raporlardan ilk bilirkişi raporu ile son bilirkişi raporunun içerik olarak benzer olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, raporların incelenmesinde her bir raporun farklı sonuçlara ulaştığı anlaşılmıştır.
Zira, ilk bilirkişi raporunda davacı tarafın kayıtlarına göre alacağın 8.261 YTL olduğu, davalının komisyonu düşüldüğünde net alacağın 7.306 YTL olduğu, ancak davalının iptalini istediği bir kısım poliçe sahiplerinin prim ödeme makbuzu ibraz ederek hasar bedelinin ödenmesini talep ettikleri, bu poliçelerden kaynaklanan prim alacağının davaya dahil edilmediği,
bunların da 2.066 YTL olduğu belirtilmiş, itiraz üzerine alınan ikinci bilirkişi raporunda ise davacının tüm ürettiği iş ile yaptığı ödemeler ve komisyon alacakları ayrıntılı olarak hesaplanmış ve davalının iptalini istediği poliçe bedellerinin düşülmesi halinde borcun bulunmadığı belirtilmiştir.
Bu rapora da yapılan itiraz üzerine alınan son bilirkişi raporunda ise, davacı tarafından yargılama sırasında bir kısım poliçelerin iptal edildiği, bunların davacı borcundan düşülmesi halinde davacının alacağının 2.645,82 YTL olduğu belirtilmiştir. Yukarıda kısaca açıklandığı üzere üç ayrı bilirkişi raporu arasında ciddi çelişkiler mevcut olup, bu çelişkinin mahkemece giderilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, mahkemece, yeniden bilirkişi heyeti oluşturularak, davalının ürettiği iş miktarı, gerek davacı adına hasar bedeline ilişkin ve gerekse prim borcuna ilişkin yaptığı ödemdeler ile komisyon alacaklarının belirlenmesi ve davacı tarafından davadan sonra dahi iptal edilen poliçelerin davacı borcundan düşülerek, tarafların sundukları tüm deliller değerlendirilmek suretiyle gerçek borcun belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2544, K. 2010/8311, 13 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama