KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2757 E., 2010/9189 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.132 kelime·6 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.11.2008 tarih ve 2007/253-2008/436 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı şirketlere ait iki fabrika binasının davalı bankaya olan borçları nedeniyle cebri satış sonucu toplam 480 milyar TL bedelle davalı bankaca satın alınarak mülkiyetine geçirildiğini, daha sonra müvekkili ile davalı banka arasında düzenlenen 26.10.1999 tarihli protokolle bankaya borçlu olan 10 kişinin kredi borçlarını karşılayacak biçimde 2.650.000 DM’nin 20 taksitte 30.06.2004 tarihine kadar ödenmesi,
ödemenin tamamlanmasından sonra her iki taşınmazın müvekkiline devrinin kararlaştırıldığını, ancak döviz kurlarının beklenmedik artışı sonucu müvekkilinin sadece ilk 8 taksit tutarı 798.000 DM’yi ödeyebildiğini, protokolün gözden geçirilmesi talebinin cevapsız bırakıldığını, yapılan delil tespitinde taşınmazların toplam değerinin 900 milyar TL olarak belirlendiğini ileri sürerek,
798.000 DM.nin TL karşılığı 590 milyar TL.nin tenzili ile bakiye 310 milyar TL’nin depo edilmesi kaydıyla her iki taşınmazın tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tescilini veya şimdilik 798.000 DM’nin ihtar tarihinden itibaren % 10 faiziyle ile birlikte davalıdan tahsiline ve ayrıca ödenen 33.000.000.000 TL elektrik borcunun alınmasına da karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 30.07.2001 tarihinden sonra davacının protokolden doğan edimlerini yerine getirmediğini, ödediği 798.000 DM’nin TL karşılığının 273.819.522.815 TL olduğunu, dava konusu taşınmazların protokol imza tarihinden beri davacının kullanımında bulunması nedeniyle tapu giderlerinin, garanti Leasing’e ödenen ipotek bedelinin, kira bedelinin, yıpranma payının ve ika edilen zararın mahsubunun gerektiğini, taşınmazların 04.02.2002 tarihindeki değerinin 2.650.000.000.000 TL olduğunu ve 4.663.711,02 DM’ye tekabül ettiğini, mücbir sebep bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davanın davacısı vekili, davalının 26.10.1999 tarihli protokolü 30.06.2001 tarihinde ihlal ettiğini, bakiye borcunu ödemediğini, anılan tarih itibariyle protokolün feshedildiğini, davalının taşınmaz üzerinde haksız şekilde tasarruf ettiğini ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, taşınmazın mütemmim cüz ve teferruatlarıyla birlikte müvekkiline teslimi ile 846.570.00 TL ecrimisil bedelinin her yılın sonundan itibaren tahsil tarihine kadar işleyecek ticari faiziyle davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin tek taraflı feshedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiş, karşı davasında da; davalının tutumu ile taşınmaz üzerindeki fabrikayı işletemediğini, ancak muhafazası için işçiler çalıştırdığını, onlara işçilik hakkı ödemek zorunda kaldığını bildirerek, 122.892.61 YTL’nin tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 26.10.1999 tarihli protokol ile dava dışı firma ve kişilerin borçlarının davacı-birleşen davanın davalısı ve karşı davacı tarafından taksitlerle ödenmesinin, karşılığında da davalı-birleşen davanın davacısı ve karşı davalının icra yoluyla mülkiyetini kazandığı fabrika vasıflı taşınmazların işletmesi ile borç ödendiğinde taşınmazların mülkiyetini devretmeyi üstlendiği, davacı-birleşen davanın davalısı ve karşı davacının edimlerini ihlal ederek salt 8 taksit ödeme yaptığı, ekonomik krizi gerekçe göstererek diğer taksitleri ödemediği,
ödeme tutarının 798.000 DEM olduğu, anılan protokol ve ekinde sözleşmenin feshi halinde ödenen miktarın cezai şart veya başka bir nedenle davalı bankaya verileceğini dair hüküm bulunmadığı, protokol uyarınca ödediklerini aynen geri alabileceği, daha önce sözleşmenin feshinin ihbar edilmediği, edimini tam yerine getirmediğinden tapu iptal ve tescil talep edemeyeceği, elektrik borcunun davacı tarafından üstlenilmesi nedeniyle bu kalem alacağın da yerinde olmadığı, davacının 30.01.2001 tarihinden itibaren taksit ödemediği,
bu tarihten itibaren iyiniyetli zilyet sayılamayacağı, anılan tarihten birleşen dava tarihine kadar ecrimisil isteminin yerinde olduğu, bu alacağın 205.306.00 YTL olarak hesap edildiği, 47.457.25 YTL olarak davacı-birleşen davanın davalısı ve karşı davacının katkısının olduğu, bunun mahsup edildiği, protokolün sona erdiği, dava konusu taşınmazların muhtesatla birlikte bankaya iadesinin gerektiği, şirketin protokolü haksız feshettiği, esasen çalıştırdığı işçilere ilişkin ödemelerden kendisinin sorumlu olduğu,
bu yönüyle iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, tapu iptal ve tescil davasının reddine, 798.000 DM’nin işleyen faizi olan 15.727. DM ile birlikte 813.727. DM olarak tahsiline, 33.000.00 YTL alacağın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 157.902.75 YTL ecrimisil alacağının tahsiline, taşınmazların teslimine, bu davadaki karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Asıl dava, dava dışı kişilerin borçlarının ödenmesine ilişkin olarak taraflar arasında düzenlenen protokole dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde ödenen paranın geri verilmesi, birleşen dava, anılan protokol uyarınca teslim edilen fabrika vasıflı taşınmazların aynen teslimi ile ecrimisil alacağının tahsili ve bu davadaki karşı dava ise, işçilere ödenen paranın tazmini istemlerine ilişkindir.
Dava dışı firmaların, davalı-birleşen davanın davacısı bankaya borçlarının davacı-birleşen davanın davalısı tarafından belli şartlarda ödenmesi yönünde taraflar arasında 26.10.1999 tarihli protokol ile buna bağlı ek protokollerin imzalandığı, anılan protokollerde davalı-birleşen davanın davacısının, borçlu firmaların kredi risklerinin teminatı olarak ipotek tesis ettirdiği fabrika vasıflı taşınmazlarla ilgili olarak takip yaptığının, icra yoluyla mülkiyetlerini alması sonrasında borçların tamamının ödenmesi halinde ve protokoldeki diğer koşullarda davacı-birleşen davanın davalısına bedelsiz devredeceğinin kararlaştırıldığı,
yine protokol uyarınca bu taşınmazların işletmesinin davacı-birleşen davanın davalısı firmaya bırakıldığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Ayrıca, dava dışı firmaların 20 taksitle ödenmesi kararlaştırılan borçlarının ilk 8 taksitinin davacı-birleşen davanın davalısının ödediği, 2001 yılında dövizde meydana gelen artışı gerekçe göstererek bakiyetaksitleri ödemediği, bu durumun mücbir sebep olmadığı, edimini ifa etmediği yönleri de çekişmesizdir.
Esasen, bu husus, asıl davada 8 taksit olarak ödenen paranın tahsiline yönelik olarak verilen kararı bozan Dairemiz ilamında da vurgulanmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, sözleşme serbestisi kapsamında yapılan 26.10.1999 tarihli protokolden kaynaklanmaktadır. Anılan protokolle davacı-birleşen davanın davalısı, dava dışı firmaların davalı-birleşen davanın davacısına olan borçlarını belli koşullarda ödemeyi taahhüt etmiştir.
Bu edimini yerine getirmesi sonrasında da fabrika vasıflı iki ayrı taşınmazın mülkiyetini talep etme hakkı olduğu kararlaştırılmıştır. Döviz olarak üstlendiği edimin bir kısmını ifa etmiş, ancak bakiyesini haklı bir neden ortaya koymadan yerine getirememiştir.
Bu durum karşısında, davacı-birleşen davanın davalısı firmanın protokolü ihlal eden taraf olduğu, dövizdeki artışın edimini yerine getirmesine engel mücbir sebep olarak kabul edilemeyeceği, bu koşullarda davalı-birleşen davanın davacısından bir talepte bulunamayacağı dikkate alınıp, asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın asıl davanın davalısı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Birleşen davada davalının 30.06.2001 tarihinden itibaren protokole dayalı kalan taksitleri ödemediği, bu tarihten itibaren haksız kullanımı bulunduğu gerekçesiyle yazılı şekilde ecrimisile hükmedilmiştir. Taşınmazlar davalıya 26.10.1999 tarihli ve buna ek protokoller uyarınca işletilmek üzere teslim edilmiştir.
Ek protokolle de, davalının 26.10.1999 tarihli protokol koşullarına uymaması durumunda davacıya, ayrıca bir ihtara gerek olmaksızın protokolü feshetme yetkisi tanınmıştır. Ancak, 8. taksitten sonra edimin ifa edilmemesine ve davalının dövizdeki artışı gerekçe göstererek asıl dava içerikli keşide ettiği ihtarnameye rağmen dava tarihine kadar davacı akdi feshetmemiş, teslimi de istememiştir.
Bu durum karşısında, davalının fabrikaları kullanmasının haksızlığından bahsedilmesi ve dolayısıyla ecrimisilden sorumlu olduğunun kabulü mümkün değildir. Ancak, davacının protokolün ihlali nedeniyle uğradığı zararları talep etmesine engel bir hal bulunmamaktadır. O halde, birleşen davada ecrimisile karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın birleşen davanın davalısı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2757, K. 2010/9189, 27 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama