KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2846 E., 2010/9193 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
325 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Akhisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.11.2006 tarih ve 2005/461-2006/328 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların kredi borcunu ödemediğini ileri sürerek, 14.834.00 YTL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının müşterek ve müteselsil borç senedi ile 2.290.000.000 TL tutarında davalılara kredi verdiği, faiz işlettiği, işleyen faizin görevde dikkate alınmayacağı, mahkemenin görevli olmadığı gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğuna, istek halinde ve karar kesinleştiğinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kredi alacağının tahsili istemine ilişkindir. Yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmiştir.
Ancak, taraflar arasında düzenlenen müşterek ve müteselsil borç senedinin 1 ve 2 nci maddeleri uyarınca davaya konu borcun yazıldığı tarihten itibaren yıl sonuna ve ayrıca yılbaşından vade tarihine kadar geçen yıllar için belirtilen faiz oranlarından hesap ve kapitalize edilerek faizi ile kooperatife veya senedin temliki halinde temlik alan davacı Bankaya ödeneceği kararlaştırılmıştır. TTK.nun 8/3 ncü maddesi uyarınca böyle bir düzenlemenin tarafları bağlayacağı kuşkusuzdur.
O halde, davaya konu alacağın faiz alacağı olduğu varsayılan kısmının da HUMK.nun 1/1 nci maddesi kapsamında görevde dikkate alınmayacak olan temerrüt faizi niteliğinde bulunmadığının, yasa ve sözleşme hükümlerine göre açıklanan dönemlerin sonunda ana paraya dönüşmüş asıl alacak olduğunun kabulü gerekir.
Bu durum karşısında, açılan davada mahkemenin görevli olduğunun kabul edilip, işin esasına girilmesi ve taraf kanıtlarının toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2846, K. 2010/9193, 27 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama