KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2854 E., 2010/9226 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
333 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.12.2008 tarih ve 2008/253-2008/345 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden tahsil ettiği parayı geri ödemediğini, bunun üzerine yetkili Hamburg Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada 16.310,21 Euro ana para ve 2.141,85 Euro yargılama giderinin davalıdan tahsiline karar verildiğini, kararın 12.09.2007 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek, anılan mahkemece verilen kararın ve masraf tespitine ilişkin ek kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, yabancı mahkeme ilamının davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden kesinleşmediği, bu nedenle ortada tenfizi mümkün bir kararın bulunmadığı, yabancı ilamda Türk Kamu düzenine açıkça aykırı hususların hüküm altına alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme ilamının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, dava dilekçesi ve duruşma günü davalıya tebliğ edilmiş, davalı veya vekili oturumlara katılmadığı gibi cevap dilekçesi de vermemişlerdir. Ancak mahkemece düzenlenen gerekçeli kararda, davalı vekilinin beyanı yazıldığı gibi davalı lehine vekalet ücretine de hükmedilmiştir.
Mahkeme hükmünün HUMK’nun 388. maddesinde yazılı unsurları içermesi gerekmektedir. Anılan maddede hükmüne göre, gerekçeli kararda, tarafların iddia ve savunmalarının özeti ile delillerin tartışılmasından ortaya çıkan sonuç ve hukuki sebebin karada yazılması gerekmektedir. Somut olayda, davalının vekili bulunmadığı gibi cevap veya beyanı da dosya kapsamında bulunmamaktadır. Bu durumda, mahkemece düzenlenen gerekçeli karar HMUK.’nun 388. maddesine aykırı olduğundan, yasanın aradığı nitelikte bir karar düzenlenmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2854, K. 2010/9226, 27 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama