KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/3092 E., 2010/9196 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
330 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.12.2008 tarih ve 2006/564-2008/632 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olan davalının aidat ve gecikme faizi borcunu ödemediğini, yapılan ihtarın karşılıksız kaldığını ileri sürerek, toplam 13.228.63 YTL’nin tahsiline ve %40 inkar tazminatı uygulanmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin tapudan taşınmazı satın aldığını, davacının ortağı olmadığını, sonradan da ortaklık sıfatını edinmediğini, satın almadan sonra alınan hizmet bedellerini 18.10.2006 tarihinde 1.400.00 TL ödediğini, başka borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının davacının ortağı olmadığı, ortak olan tapu malikinden taşınmazı devir aldığı, konutuna yapılan hizmetlerden payına düşen kısım ile sorumlu olacağı, genel kurul kararlarına göre benimsediği miktarın dava tarihi itibariyle 1.380.00 TL olduğu, davadan bir gün sonra 1.400.00 YTL ödediği, davacının takip yapmadığı, inkar tazminatı talep edemeyeceği gerekçesiyle davacının haklı olduğu miktar itibariyle konusunun kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Davalı vekilinin 09.02.2009 havale tarihli katılma yoluyla verdiği temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı, bu durumda süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz isteminin HUMK.nun 432/4 ncü maddesi uyarınca süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/3092, K. 2010/9196, 27 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama