KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/3265 E., 2010/9662 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
444 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Adana 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.11.2008 tarih ve 2005/286 - 2008/417 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı kooperatifin ortakları iken ayrıldıklarını, yerlerine yeni üyelerin kaydedilerek bu üyelerden tahsilatlar yapıldığı halde, davacıların kooperatife yatırdıkları bedellerin ödenmediğini ileri sürerek, müvekkillerinin ödemelerinin günün rayicine göre ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacılardan ...’ın 04.07.1995 tarihinde üyeliğe kabulüne karar verildiğini, bu tarihten önce davacının yasal olarak kooperatife üyelik sıfatının bulunmadığını, bu tarihten önceki ödemelerinin kooperatifi bağlamadığını, davacı ... ile “Arsa Alım ve Konut Yapım Sözleşmesi”düzenlendiğini, böyle bir satışın kooperatif için geçerli olamayacağını, davacı ...’ın herhangi bir kaydının bulunmadığını, bu davacı ile yapılan dükkan satış sözleşmesinin kooperatifi bağlamayacağını, davacı ...’ın ise üyelik kaydına rastlanmadığını, müvekkilinin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya Kapsamına göre, davacı ... dışındaki davacıların davalı kooperatif ortağı olmadıkları, her davacının kooperatife yapmış olduğu mal teslimatı, satış sözleşmesi ve tahsilat makbuzlarına göre teslim edildiği tarihteki değerlerinin esas alındığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ... yönünden 35,10 YTL, davacı ... yönünden 37 YTL, davacı ... yönünden 305 YTL, davacı ... yönünden 4,20 YTL’nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-HUMK’nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre miktar veya değeri 1.000.000.000.-TL’nı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 21.07.2004 hüküm tarihi itibariyle kesin olup, anılan miktar 01.01.2008 tarihi itibariyle 1.250,00 TL’na çıkarılmıştır.
Somut olayda, mahkemece 05.11.2008 tarihinde kısmen kabul kararı verilerek, 381,30 TL hüküm alınmasına karar verilmiş olup, davacılar yönünden ise ret edilen kısım, ... (389,90 TL), ... (899 TL), ... (541,80 ) TL’dır. Söz konusu miktarların hüküm tarihi itibariyle yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca temyiz sınırının altında kaldığı anlaşıldığından temyizi kabil olmayıp, davalı vekilinin ve davacılar vekilinin yukarıda adı geçen davacılar yönünden temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı ... yönünden temyiz istemine gelince, dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmaması göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/3265, K. 2010/9662, 4 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama