KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/3575 E., 2011/2076 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
627 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.10.2008 tarih ve 2006/37-2008/225 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı-karşı davacı ile dahili davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01.03.2011 gününde davacı-karşı davalı avukatı....ile dahili davalı ve davalı-karşı davacı avukatı .... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının tıp dünyasında uzun yıllardır bilinip kullanılan “böbrek küvet” isimli ürün için tasarım tescil belgesi aldığını, davalı tasarımcısının yenilik ve ayırt edicilik niteliklerine sahip olmadığını ileri sürerek, davalı tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tasarım hakkını devrettiğini, talebin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, karşı davada ise davalının müvekkiline ait tasarım haklarını ihlal ederek iki yıldır aynı ürünün taklidini üretip sattığını ileri sürerek, şimdilik (5.000) TL maddi ve (5.000) TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu tasarım tescil belgesinin 10.07.2000 tarihinden itibaren davalı adına tescilli iken 22.04.2002 tarihinde Çözüm Ltd.Şti.’ne devredildiği, davanın anılan şirkete ihbar edildiği ve davalı sıfatıyla davaya dahil edildiği, davacı tasarımı ile davaya konu tasarım arasında ayniyet derecesinde benzerlik bulunduğu, tıbbi amaçlı böbrek şeklindeki küvet tasarımının otuz yılı aşkın süredir tüm Dünyada kullanıldığı, davalı tasarımınında yeni olmadığı gibi ayırt edici niteliğinin de bulunmadığı ve 554 Sayılı KHK’nin sağladığı korumadan yararlanamayacağı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı ile dahili davacı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasında görülen davada Mahkemesi’nce verilen tarih ve sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen gününde davacı avukatı ile davalı avukatı gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı ile müddeabihi devralan vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak asıl dava, davalı adına tescilli tasarımın hükümsüzlüğü, karşı dava ise aynı tasarım hakkının ihlal edildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece asıl davanın davalısına ait tasarımın yeni ve ayırt edici nitelikte olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne ve karşı davanın reddine karar verilmiş, ancak asıl davanın davacısı tarafından asıl ve karşı davalarda ayrı ayrı masraf yapılmadığı halde, asıl davada davacının yaptığı (819,83) TL. yargılama giderinin davalıdan tahsiline karar verilmişken, aynı masrafın karşı davada da davalı (asıl davanın davacısı) yararına davacıdan tahsiline hükmedilmiş, böylece aynı yargılama giderinin mükerrer tahsiline yol açılmıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değilse de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, HUMK.nun 438/7.maddesi uyarınca davalı-karşı davacı ile müddeabihi devralan vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/3575, K. 2011/2076, 1 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama