KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/3795 E., 2010/10716 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
428 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.12.2008 tarih ve 2008/252-2008/344 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden para tahsil ettiğini ve geri ödemediğini, davalı şirket aleyhine açılan davada Federal Almanya Cumhuriyeti Bremen-Blumenthal Sulh Hukuk Mahkemesi’nce 1.380,49 EURO ana paranın %4 temel faizi ile birlikte, 1.262,21 EURO mahkeme masraflarının da %5 faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, kararın 31.07.2007 tarihinde kesinleşerek apostille ile onandığını ileri sürerek, kararın tenfizini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yabancı mahkemenin usulüne aykırı bir şekilde gıyapta hüküm kurduğunu, kararında temyiz süresini açıklamadığını, avukat tutma zorunluluğu nedeniyle savunma haklarının kısıtlandığını, yabancı ilamın Lahey Sözleşmesine göre tebliğ edilmediğinden kesinleşmediğini, maddi ve usul hukukumuzdaki kamu düzeninin kurallarına aykırı olduğunu, Türk Mahkemelerinden verilen kararlar ile çelişkili bulunduğunu, Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda tesis edildiğini, maddi vakalar ile sonuç arasında illiyet rabıtası kuramadığını, kanuna karşı hile yolu ile davacının söz konusu kararı elde ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davaya konu olan mahkeme kararınının usulüne uygun tebliğ edilmediği, postaya verilme tarihinin tebliğ tarihi sayıldığı, tebligat hükümlerinin kamu düzenine ilişkin olduğu, ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararından sözedilemeyeceği, yabancı mahkeme kararının bir Türk Mahkeme kararı ile bağdaşmaması halinde Türk kamu düzeninin olaya müdahale edeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava Dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, tenfiz davalarının eda davası değil tespit davası niteliğinde bulunması sebebiyle maktu harç ve ücreti vekaletle hükmedilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına ve bir yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için kararın Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca kesinleşmesinin gerekmesine ve dava konusu olayda tenfizi istenen kararın Lahey Sözleşmesi uyarınca yetkili makamlar aracılığı ile tebliğ edilmeyip posta yoluyla tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediğinden
mahkemece sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmek gerekirken, kesinleşmemiş yabancı mahkeme kararında henüz inceleme sırası gelmeyen diğer temyiz koşulları bulunup bulunmadığının incelenmesi ve bu koşullara göre de davanın reddi doğru değil ise de, yukarıda da belirtildiği üzere usulünce kesinleştirilmiş bir karar bulunmadığından yerinde bulunan bu gerekçeye göre taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/3795, K. 2010/10716, 25 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama