KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/392 E., 2010/10503 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Birleşen dava
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
714 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.07.2008 tarih ve 2002/917-2008/184 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ve davalı BJK Derneği vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.10.2010 gününde davacı avukatı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalılar vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davalarda müvekkilinin davalı derneğin sözleşmeli reklam ajansı, davalı İbrahim’in de davalı derneğin promosyon bölümü başkanı ve yetkilisi olduğunu, davalı İbrahim’in talebi üzerine müvekkilinin BJK’yi anlatan ve resimleyen tasarımlar yapıp fiyatlarını da bildirerek anılan davalıya faks ile gönderdiğini, davalı İbrahim’in de bu tasarımların bir bölümünün altını “olur” mahiyetinde imzaladığını, aradan zaman geçmesine rağmen tasarım bedellerinin müvekkiline ödenmediğini,
bir süre sonra müvekkili şirket yetkilisince davalıya gönderilen tasarımların tişört haline getirilerek satışa sunulduğunu gördüğünü ileri sürerek FSEK’nun 13 ve 68. maddeleri uyarınca şimdilik (4.800)TL maddi ve (3.000)TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı tasarımlarından ikisinin davalı kulübe ait tişörtlerde kullanılarak satışa arz edildiğinden siparişlerin kulübün bilgisi dahilinde yapıldığı gibi kullanımın da kulübün tasarrufuyla gerçekleştirildiği anlaşıldığından kulübün sözleşmeye icazet vermiş sayılacağı, davacının da dava dilekçesinde sözlü anlaşma üzerine siparişleri verdiğini ve davalı tarafın önerdiği ücret miktarını uygun bulduğunu belirttiğinden, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulduğunun kabul edildiği,
bu nedenle davacının tasarımların rıza hilafına kullanıldığı iddiasının ve FSEK’nun 68. maddesi uyarınca tazminatın üç katının tahsili talebinin haklı bulunmadığı, davacının maddi tazminat talebinin makul olduğu, davacının tasarımların kendi elemanlarına yaptırdığını bildirdiği, 554 sayılı KHK’nin 14. maddesi uyarınca tasarımların ve dolayısıyla manevi hakların sahibinin davacı olduğu,
sözleşme kulüple yapıldığından birleşen davanın davalısı İbrahim’e husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle asıl dava yönünden (6.055)USD maddi ve (3.000)TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalı BJK Derneği’nden tahsiline, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı BJK Derneği vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı vekilince davalı İbrahim’in davalı Dernek adına hareket ettiğinin ve verdiği olur ile müvekkili ile Dernek arasında sözleşme ilişkisinin kurulduğunun ileri sürülmesi karşısında, mahkemece davalı İbrahim hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddedilmesinde, yine davacı tarafça sözleşmeye dayanılarak talepte bulunulduğundan, mahkemece FSEK’nun 68. maddesi uyarınca hesaplanan tazminatın üç katına hükmedilmemesinde bir usulsüzlük olmamasına göre, davalı BJK vekilinin tüm ve davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak asıl ve birleşen davalar, FSEK’na dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekilince sunulan asıl dava dilekçesinde, maddi tazminat talebi yönünden KDV de hesaba dahil edilmiş ve toplam meblağ üzerinden talepte bulunulmuştur. Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu tarafından da davacının KDV talep edebileceği yönünde rapor düzenlenmiştir. Bu durum karşısında mahkemece, asıl davada davacı yararına takdir edilen maddi tazminat miktarı üzerinden KDV’ne hükmedilmemesi doğru olmamıştır.
3- Yine, asıl davada davacı tarafın maddi ve manevi tazminat talebinin tamamı kabul edilmiştir. Bu durumda mahkemece, asıl davada davacının harçtan sorumlu tutulmaması gerekirken, reddedilen kısım üzerinden davacıdan yargılama harcının tahsiline karar verilmesi doğru değildir. Kaldı ki yargılama harçları, davanın tamamen reddi hali dışında, her zaman kabul edilen kısım üzerinden ve davalıdan tahsil edilmelidir.
Ayrıca davanın kabulü halinde, davacı tarafından yargılamanın başında peşin olarak yatırılan 1/4 oranındaki nispi harcın, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmelidir. Bu durum karşısında mahkemece davacının peşin olarak yatırdığı nispi harcın davalıdan tahsiline karar verilmemesi dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/392, K. 2010/10503, 19 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama