KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/4213 E., 2010/10157 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
387 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.12.2008 tarih ve 2007/886 - 2008/722 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, ortağı olduğu davalı şirketteki hisselerinin bir kısmını devretmek suretiyle davalı gerçek kişinin şirket ortağı olduğunu, şirketin diğer bir ortağının da hisselerini devretmesi nedeniyle davalı gerçek kişinin şirketteki hissesinin %70 olduğunu, davalının hisse devri öncesi yapılan anlaşmaya göre şirketin borçlarını ödemeyi taahhüt ettiği halde, bunu yapmadığını, şirket çalışanlarının işine son verdiğini, şirketin iş bağlantılarını iptal ettiğini, şirketi gayri faal hale getirdiğini, kendisini de şirkete sokmadığını ve şirketin borca batık olduğunu ileri sürerek, şirketin feshini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının gerçek olmadığını, müvekkili gerçek kişinin şirket borçlarını ödediğini, şirketin daha fazla zarar etmemesi için çalışanların işten çıkarıldığını, davacının kendisinin şirkete gelmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, iki ortaklı olan davalı şirketin ortakları arasında görüş ayrılıkları çıktığı, davalı ortağın çoğunluk hisseleri ele geçirdikten sonra çalışanların işine son vererek şirketin faaliyetlerini durdurduğu, şirketin SSK primi ve vergi borcunu ödemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi ile tasfiye memuru atanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin davalı şirket yönünden temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı ... yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince, dava, davalı limited şirketin feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Bu tür davada şirketin davalı olarak gösterilmesi yeterli olup, ayrıca diğer ortağın bu davada hasım olarak gösterilmesine gerek bulunmamaktadır.
Bu nedenle mahkemece, davalı ... yönünden pasif husumetten davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın adı geçen davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/4213, K. 2010/10157, 12 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama