KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/4384 E., 2010/11464 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
507 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Pazar (Rize) Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.12.2008 tarih ve 2007/174-2008/313 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2005 yılının dördüncü ayından itibaren bir yıl davalı kooperatif yönetiminde görev yaptığını, kooperatifin ihtiyaçlarının karşılanması için zaman zaman şahsi ödemeler yaptığını, 26.800 TL lik şahsi çek verdiğini, bunun 16.000 TL sini geri aldığını, kooperatif hissesini devredebilmek için kooperatif yönetiminin muvafakatini istediğini, kooperatif yönetiminin müvekkiline 11.000 TL borcunu ödemesi halinde muvafakat verebileceğini bildirdiğini, bunun üzerine müvekkilinin bu borcu ödediğini, müvekkilinin kooperatife borcunun olmadığını, müvekkiline tahakkuk ettirilen borcun kooperatife ait olduğunu ileri sürerek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 11.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcisi, davanın zamanaşımına uğradığını, davacı yönetimden ayrıldıktan sonra genel kurulun toplanıp hesapları ibra ettiğini, bu durumda Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca 1 aylık hak düşürücü sürenin de geçtiğini, davacının borçtan kurtulmak için eldeki davayı açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davasını ispatlayamadığı, yazılı bir delil bulunmadığı, kooperatif kayıtlarında da iddiayı ispatlayacak bir belgeye rastlanmadığı, davacı tarafın yemin teklifinin davalı temsilcisince kabul edilerek yemin edildiği, her ne kadar yemin edilmesinden sonra alınan bilirkişi raporunda davacıya ait bir borç olduğuna dair bir kayıt bulunmadığı bildirilmiş ise de yeminin kesin delil olduğu ve davalı temsilcisinin savunmasını yemin delili ile kesin olarak ispatladığı, bu sebeple yemin edilmesinden sonraki raporun hükme esas alınamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı kooperatife yapılan ödemenin istirdatı istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı tarafa yemin teklif etmiş, mahkemece de davalı kooperatif başkanının eda ettiği yemine dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir. Tüzel kişilerin taraf olduğu davalarda tüzel kişiye teklif edilen yemin, tüzel kişinin yetkili temsilcisi tarafından eda edilir. Bu temsilci, yemin konusu işlemin yapıldığı tarihteki değil, yemin teklif edildiği zamandaki temsilcidir.
Ayrıca, birlikte temsil söz konusu olduğu takdirde yeminin bağlayıcı olabilmesi için birlikte temsile yetkili kişilerin tamamının da yemin etmesi zorunludur. Somut olayda, kooperatif karar defterinden, yemini eda eden davalı kooperatif başkanının tek yetkili temsilci olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında, davalı kooperatifin ticaret sicilinden hali hazır temsilcilerinin araştırılıp, temsil şeklinin belirlenip, buna göre usulüne uygun şekilde yemin yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/4384, K. 2010/11464, 8 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama