KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/439 E., 2010/6477 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
438 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.09.2008 tarih ve 2007/418 - 2008/438 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillinin davalı bankadan alınan ferdi ticaret kredisinin borçlusu olduğunu, davalı bankanın kredinin geri ödenmesi sırasında temerrüde düşürülmeden, bankacılık kurallarına ve hesap tarzına aykırı hesaplamalar yaptığını ileri sürerek, haksız olarak edinilen paranın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3.000.000.000 TL’nin ödeme tarihinden bankanın uyguladığı temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davcı ...’ın asıl borçlu, ...’ın kefil olarak borçlu olduğu ferdi kredi sözleşmesinden dolayı haklarında yapılan icra takibi nedeni ile borcun ve faizlerin tamamının davalılar tarafından ödendiğini, davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar temyizi üzerine, Dairemizce, davacıların ne miktar bir ödemede bulundukları ve dolayısıyla fazla bir ödeme olup olmadığının banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak varılan sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece, bozma ilamının uyulduktan sonra banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan ek rapor alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Bozma kararına uyulmasına ilişkin karar, bir ara kararı niteliğinde olup, kural olarak ara kararlarından dönülmesi mümkündür. Ara kararından dönülebilmesinin tek istisnası ise, verilen ara kararının taraflardan biri yararına usuli kazanılmış hak doğurması halidir.
Dava konusu olayda mahkemece verilen davanın reddine dair ilk karar, davacıların ne miktar bir ödemede bulundukları ve dolaysıyla fazla ödeme yapıp yapmadıklarının banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi yönünden bozulmuş ve yukarıda da belirtildiği üzere mahkemece bozmaya uyulmuştur.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken, benimsenen bozma ilamına göre davacının alacağının bulunup bulunmadığının tespiti için banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının fazla ödemesi olup olmadığının tespiti ve sonucuna göre karar vermek olmalıydı.
Mahkemenin hem bozmaya uyması, hem de gereklerini yerine getirmemesi yukarıda belirtildiği üzere tarafların biri yararına oluşan usuli kazanılmış hakkı ihlali niteliğinde olduğu gibi, kamu düzenine de aykırıdır. Açıklanan tüm bu nedenlerle davacı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelemesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/439, K. 2010/6477, 7 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama