KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/444 E., 2010/6733 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Ankara Asliye 19.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
414 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 19.Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 07.10.2008 tarih ve 2008/260-2008/298 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki protokol uyarınca müvekkili kuruma ait Güdül hizmet binasına davalı şirketçe GSM baz istasyonu kurulduğunu, bu kiralamadan dolayı müvekkilinin 2002-2003 ve 2003-2004 dönemleri ile ilgili olarak gecikme faizi ve KDV alacağının 31.03.2004 tarihi itibariyle 19.880,64 USD olduğunu ileri sürerek, anılan meblağın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki protokol hükümleri uyarınca yıllık kira bedelinin KDV dahil 7.080 Dolar olduğu, davacının dava tarihi itibariyle alacağının 7.080 ABD Doları asıl alacak ve 1.537,20 Dolar gecikme cezası olmak üzere toplam 8.617,20 ABD Doları karşılığı 11.361.890.223 TL olup, davacının bu bedeli istemekte haklı bulunduğu,
davadan sonra davalı tarafından 352.187.048 TL ödeme yapılmış olduğu gerekçesiyle yargılama sırasında ödenen bedele yönelik alacak davasında davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, bu bedel için dava tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına, bakiye bedelden doğan alacak davasında davanın kısmen kabulü ile 11.009.703.175 TL’nin (11.009,70 YTL) faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Davalı vekili hükmün bozulmasını istemiş ise de temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK’nun 434 ncü maddesinde açıklanmıştır.Buna göre, temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir.Somut olayda, davalı vekili tarafından anılan işlemlerin hiçbiri yapılmadan doğrudan Dairemize verilen dilekçe ile kararın bozulmasının istendiği anlaşılmakla verilen dilekçenin geçerli bir temyiz dilekçesi olmadığı, davalı tarafın kararı yasal sürede ve usulüne uygun bir şekilde temyiz etmemiş olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/444, K. 2010/6733, 10 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama